(6183 S. K. m. 51, 52, 58, 102, 103) (506 S. K. m. 80) (2004 S. K. m. 193) (1136 S. K. m. 168) (5393 S. K. Geç. m. 5) (5216 S. K. Geç. m. 3) (5510 S. K. m. 4, 19) (213 S. K. m. 374)
Dava, hukuki nitelikçe; davacı şirketin süresinde ödenmeyen 2002/5. ila 2003/5. aylara ilişkin prim ve gecikme zammının tahsili için 6183 s. Kanunun 58 inci maddesi kapsamında tebliğ edilen 02.02.2009 tarih 2009/11169 takip no'lu 311.419,40 TL bedelli ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtilen biçimde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı şirket avukatıyla davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı şirket, iflas tasfiyesi devam eden şirkete karşı, takip yapılamayacağını ve Kurum alacağının zaman aşımına uğradığını ileri sürerek öncelikle anılan nedenlerle ödeme emrinin iptali ve borçlu olunmadığının tespitini, bu mümkün olmadığı takdirde 5458 sayılı Yasanın prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümlerine göre borcun tespitiyle davalı Kurum aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkeme ise; ödeme emrinin iptaliyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin istemin yerinde olmadığına, süresinde yapılan 14.04.2006 tarihli başvuruya göre ise, davacının 5458 sayılı Yasanın prim borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümlerinden yararlandırılması gerektiğine ve anılan yasa kapsamında yapılandırmaya esas olacak davacı şirket borcunun davaya konu 2009/11169 takip no'lu ödeme emrine konu edilen 72.416,36 TL prim aslı ve 30.01.2009 tarihine kadar hesaplanan 239.002,84 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 311.419,40 TL'den ibaret bulunduğuna hükmetmiştir.
506 s. Kanunun 80. maddesinde 3917 s. Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden 6183 s. Kanunun Tahsil Zamanaşımı başlığını taşıyan 102 ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan, 31.12.2003 yürürlük tarihli 5035 sayılı Yasanın 5 inci maddesiyle ekli 6183 sayılı Yasanın 103 üncü maddesinin 11. bendi ise; Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanmasının zamanaşımını keseceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağını öngörmüştür. Somut olayda, ödeme emrine konu 2002 yılı prim borcu için 01.01.2003 tarihinde başlayan, 2003 yılı prim borcu için 01.01.2004 tarihinde başlayan zamanaşımı süresinin, ödeme emrinin tebliğ edildiği 04.02.2009 tarihinden önce sona ermekle birlikte, 5458 sayılı Yasaya dayalı 14.04.2006 tarihli yeniden yapılandırma talebi karşısında, zamanaşımının kesilip 01.01.2007 tarihi itibariyle yeniden işlemeye başlayacağı gözetildiğinde ve ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı nazara alınarak, ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptali isteminin yerinde olmadığına dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Takibin Durması ve Düşmesi başlığını taşıyan İcra İflas Kanununun 193 üncü maddesi; İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. İflas kararının kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbiri yapılamaz. hükmünü öngörmekte ise de, uyuşmazlığın 6183 sayılı Yasadan kaynaklanmış olması karşısında, İcra İflas Kanununun 193 üncü maddesinin uygulama imkanı bulunmadığından, ödeme emrinin bu nedenle iptaline yönelik davacı isteminin mahkemece kabul edilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Diğer yandan, 04.03.2006 gün ve 26098 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 5458 s. Kanunun 1 inci maddesinde 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre takip edilen, Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları için özel sektör işverenlerinin en son 31.3.2005 tarihine kadar ilgili mevzuatına göre ödemeleri gerektiği halde, bu Kanunda belirtilen başvuru süresinin sonuna kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası, sosyal yardım zammı borçları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içerisinde Kuruma yazılı olarak başvurmak şartıyla, bu madde ve 3'üncü madde hükümlerine göre yeniden yapılandırılır. hükmünün öngörülmüş olmasına, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı yönetim kurulunun 29.05.2006 tarih VIII/276 sayılı kararıyla daha önce 03.04.2006-31.05.2006 arası dönem olarak kabul edilen prim borçlarının yeniden yapılandırma başvuru süresinin 30.06.2006 tarihine kadar 1 ay süreyle uzatılmasına, anılan yasanın 3 üncü maddesinde ise Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuran borçluların, kapsama giren borçları dolayısıyla Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'a yaptıkları itirazlardan ve yargı nezdinde sürdürdükleri davalardan feragat etmeleri ve ihtilaf yaratmamaları şarttır. hükmünün öngörülmesi karşısında, davacı şirketin, 3 üncü madde kapsamında eldeki davadan vazgeçmeyip uyuşmazlığı sürdürdüğüne göre, 5458 sayılı Yasa kapsamında prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasına yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Kabule göre de, 6183 sayılı Yasanın 52 nci maddesi Gecikme zammının tatbik müddeti, amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduğu güne kadar olan müddettir... hükmünü içermesine rağmen, gecikme zammının iflasın açıldığı 27.04.2007 tarihi yerine 30.01.2009 tarihine kadar hesaplanması, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davacı şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesi, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 168 inci maddesine 16.06.2009 tarih 5904 s. Kanunun 35 inci maddesiyle eklenen cümlenin ...6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir... hükmünü içermesine rağmen, anılan madde hükmü gözetilmeksizin davalı Kurum lehine maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Öte yandan, 25.02.2011 gün 27857 mükerrer sayıyla Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasıyla Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişik Yapılması Hakkında Kanunun 20. maddesi (1) 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılandırmaları devam edenler hariç olmak üzere, bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 s. Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihiyle ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.
(2) Bu Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, bu Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanunun yayımlandığı tarihten sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer'i amme alacağı hesaplanmaz.
(3) Bu Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilir.
(4) 5393 s. Kanunun geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
(5) a) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.
b) Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine verilir ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir. Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsili gerektiği halde tahakkuku diğer kamu idarelerince yapılan alacaklara ilişkin ilgili kamu idaresi aleyhine açılmış davalardan vazgeçme dilekçelerinin verileceği idari mercii belirlemeye Maliye bakanlığı yetkilidir.
c) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmaz ve bu kararlarla idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti bulunması halinde bunlar talep edilemez.
(6) İl özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanmaz.
(7) 5510 s. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borç yapılandırmalarında; bu Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hakları saklı kalmak üzere, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin, taksitlendirme süresini (son taksiti) takip eden ayın sonu aşılmamak kaydıyla ait oldukları yılın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 s. Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammıyla birlikte ödenmesi halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanılır.
(8) Bu Kanunun ilgili maddelerinde faiz, gecikme faizi, gecikme zammı, gecikme cezası, cezai faiz gibi fer'i alacaklar yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanması öngörülen tutarın tespitinde, TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının belirlenmediği dönemler için alacağa ilgili dönemde uygulanan fer'i alacağın hesaplanmasına esas alınan oranın yarısı dikkate alınır. Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek alacaklara bu Kanunun yayımlandığı ay için uygulanması gereken ÜFE aylık değişim oranı olarak, bu Kanunun yayımlandığı tarihten bir önceki ay için belirlenen ÜFE aylık değişim oranı esas alınır.
(9) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 s. Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri taksit ödeme süresince işlemez. hükmünü içermektedir. Anılan Kanunun 1-d bendi, kapsam içine giren ve ödenmemiş olan Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının niteliklerini ve dönemini, 12 nci madde; kesinleşmiş Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsilat biçimini, 15 inci madde; sosyal güvenlik borç yapılandırma anlaşmalarının ihyasına ilişkin hükümleri, 18 inci madde; başvuru ve ödeme süresiyle şekline ilişkin hükümleri düzenlemektedir.
Mahkemece, öncelikle 6111 Sayılı Yasanın Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı hususunda davacı tarafın beyanına başvurulmalı, ayrıca yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda yargılama yapılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırmayla yazılı biçimde tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde; davacı şirket avukatıyla davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy