(1086 S. K. m. 38, 187) (4721 S. K. m. 8, 48) (5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m.79)
Dava: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan S.G.K. Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan mülga 506 Sayılı Kanunun 79/10 maddesidir. Davacı, davalıların ortağı bulunduğu müflis B... A.Ş. 'ye ait okulda 21.8.1986 -Eylül-1987 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak (Fizik öğretmeni) geçen çalışmalarının tespitini istemektedir. Dava, şirket ortakları aleyhine açılmıştır. Husumet sorunu, H.U.M.K. nun 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığı gibi, davanın her safhasında taraflarca itiraz konusu yapılabilir ve kamu düzeniyle ilgili olduğundan mahkemece de re'sen göz önünde tutulması gerekir.
Yargıtay H.G.K.'nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanuna göre belirlenir (H.U.M.K. m. 38, T.M.K. m. 8 ve m. 48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (T.M.K. m. 8) ve tüzel (T.M.K. m. 48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir.
Somut olayda davacı hizmetlerinin müflis B... A.Ş. 'de geçtiğini belirtmektedir. İzmir 3. Asliye Tic. Mahkemesi'nin 26.10.1990 tarih ve 1989/968 Esas, 1990/27 Karar sayılı kararı ile anılan şirketin iflasına karar verilmiştir. İflas aynı gün 26.10.1990 tarihinde saat 14.00'te açılmış, aynı mahkemece 21.2.1991 tarih ve 1991/246-105 Sayılı kararı ile iflas kapatılmıştır. Tüzel kişilik, ticaret sicilindeki kaydının terkini ile sona erer.
Tüzel kişiliğin sona erdiğinin, hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez.
O itibarla davacıya uygun süre verilerek tasfiye işlemleri ve ortaklarla olan ilişkilerin tam olarak sona ermediği için Anonim Şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu ile, ticaret siciline husumet tevcihi suretiyle dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı takdirde bu davanın sonucunun beklenmesi tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, bu tüzel kişinin huzuru ile, hizmet tespiti davasının görülmesi ve varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekir.
O halde, davalılardan S.G.K. Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 25.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy