(506 S. K. m. 26) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelir ve yapılan harcama ve ödemelerin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Somut olayda, kazazede S.D.'nin 24.1.2000 tarihinde davalı işverene ait şirkette sigortalı olarak çalışmaya başladığı, Antalya 8. Noterliğinde düzenlenen 19.2.2001 tarih ve 04115 Sayılı devir senedi ile, şirketin dört hissesini devir alarak, şirkete ortak olduğu, ancak, 2001 yılı Şubat ayı sigorta bildiriminin 30 gün üzerinden yapıldığı, 3.3.2001 tarihinde şirketin bakım sözleşmesi yaptığı binada asansörün arızasını gidermek için yardımcısı C. A. ile birlikte çalışırken, asansörün arada durması üzerine kapısını açıp dışarı atlamak isterken asansörün hareket etmesiyle arada sıkışarak kazaya uğradığı ve %100 sürekli işgöremezlik durumuna girdiği, sigorta müfettişi tarafından şubat ayı bildiriminin tam olarak yapılması nedeniyle, olayın 506 Sayılı Kanunun 11. maddesinin (A) fıkrasının (b) bendine göre iş kazası olarak değerlendirilerek yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Limited Şirket ortakları genelde kendi işini gören kimse konumunda olup, yaptıkları iş hizmet akdine değil, vekalet akdine dayandığından SSK'lı sayılmazlar. 1479 Sayılı Kanunun 24. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. Mahkemece kazazede S.D.nin 1479 Sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı araştırılarak, Bağ-Kur sigortalısı olduğunun saptanması durumunda, 1479 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden, araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy