(506 S. K. m. 26) (5510 S. K. m. 21) (YHGK. 07.05.2008 T. 2008/10-363 E. 2008/366 K.)
Dava: Davacı, 7.9.2009 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalılara bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
5510 Sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı tazmin hükmünün. 5510 Sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Anılan maddedeki halefiyet ilkesi uyarınca. Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi'nin. 21.3.2007 gün ve 26649 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 Sayılı kararı ile 26. maddedeki ... sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... bölümünün Anayasaya aykırılık sebebiyle iptaline karar verilmiş olması; karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.
Davacı Kurum tarafından açılan ve kesinleşen Malatya İş Mahkemesi'nin 2002/733 Esas 2006/96 Karar sayılı rücu davasında, davalının %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı Y. D.'a yapılan masraflar ile sigortalı M. M. Ö.'a yapılan masraflar ile bağlanan gelirlerin (ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışların) talep gibi %50'sinin hüküm altına alındığı, hükmolunan miktarın mahsubu ile bakiye %50 kusur karşılığı kurum zararı bulunduğu anlaşılmıştır.
H.G.K.'nun 7.5.2008 tarih 2008/10-363 Esas. 2008/366 Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri esas alınması gerekmekte olup, gelirlerde meydana gelen artış ayrı bir olgu niteliğinde bulunmaktadır. Kısmi davada, ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesi halinde, kısmi davada ilk peşin sermaye değer yönünden hüküm altına alınmayan kusur farkı sebebiyle kesin hüküm engeli oluşturmaz. Kısmi davada hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki ek davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; ilk peşin sermaye değerinin bakiye %50 kusur farkına tekabül eden miktarı hesaplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kısmi davada hükmolunan gelir artışlarının mahsubu sonucu sigortalı M. M. Ö. için gelirler yönünden %50 kusur farkı talebinin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 03.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy