(506 S. K. m. 80) (818 S. K. m. 125, 128, 132) (6183 S. K. m. 51) (5510 S. K. m. 93)
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 1996/10 ila 1996/12. aylara ilişkin prim borcu nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptalini talep etmiş olup, Mahkemece 1996 yılını takip eden takvim yılı başı olan 01.01.1997 tarihinden ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 02.03.2009 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve zamanaşımını kesen ya da durduran bir işlemin bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
506 s. Kanunun 80. maddesinde 3917 s. Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 s. Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 s. Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesiyle durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 s. Kanunun Tahsil zamanaşımı başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 s. Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 s. Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 s. Kanunun 51 inci maddesiyle birlikte 102 nci maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 s. Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
Daha sonra; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 s. Kanun'un; devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı başlığını taşıyan 93 üncü maddesinin 2 nci Fıkrasının birinci cümlesinde, Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin başlangıcının ise, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde ise; özel durumlardan doğan prim ve diğer alacaklar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre; Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleriyle kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı süresinin başlatılması gerekecektir.
Konuya ilişkin 5510 s. Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki yasal mevzuatımızda, 506 s. Kanunun 80. maddesinde ve 6183 s. Kanunda prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlara göre zamanaşımı başlangıcı yönünden özel bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir. 5510 s. Kanunun 93 üncü maddesi ile 506 Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlarda zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı belirlenmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı ve zamanaşımına ilişkin olarak 5510 s. Kanunda, geriye yürüyeceğine olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, zamanaşımıyla ilgili olarak getirilen düzenlemenin geçmişe etkili olmadığı konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda; Kurumun prim alacağı mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise, sigorta primi alacağının mahkeme kararının kesinleştiği anda doğduğu, bir başka ifadeyle mahkeme kararının kesinleştiği tarihte talep konusu hakkın istenebilir bir konuma geldiğinin kabulüyle mahkeme kararının kesinleşme tarihinde yürürlükte olan yasal düzenlemenin uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek Mahkemece; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca tahakkuk ettirilen 1996/10-1996/12 dönemine ait sigorta prim borçları ve gecikme zammı nedeniyle davacı hakkında yapılan takibin dayanağı araştırılarak, prim alacağı mahkeme kararı sonucu doğmuş ise kararın kesinleşme tarihinin tespit edilmesi, kararın 01.10.2008 tarihinden önce kesinleşmesi halinde; 5510 s. Kanun'un yürürlüğü öncesindeki yasal mevzuat uyarınca zamanaşımı süresinin alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başından itibaren beş yıl, 01.10.2008 tarihinden sonra kesinleştiğinin saptanması halinde ise; zamanaşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren on yıl olduğu yönü gözetilerek, hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 28.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy