(3201 S. K. m. 6)
Dava: Dava, 01.10.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, tarafların avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının avukatının temyiz itirazlarının REDDİNE; Davalı Kurumun avukatının temyiz itirazlarına gelince;
Yurt dışında geçen 6674 günlük çalışmayı borçlanarak bedelini ödeyen, yurt içindeki 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı da gözetilerek kendisine toplam 7212 gün üzerinden 01.04.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının, anılan tarihten itibaren yurtdışında fiilen çalıştığı ya da sosyal sigorta yardımı aldığının belirlenmesi üzerine, borçlanma işleminin ve yaşlılık aylığının tahsis tarihi itibariyle iptal edildiği; Kurum işleminin iptali ve kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanması istemiyle Ankara 2. İş Mahkemesinin 2004/929 Esas sayılı dosyasında açılan davada; borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine ve kesin dönüş ispat edilemediğinden yaşlılık aylığının bağlanmasına ilişkin istemin reddine ilişkin verilen 2006/78 Karar sayılı kararın, Dairemizin 03.10.2006 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (A) bendi hükmü gereğince; bu kanun kapsamında borçlanan ve borcunu ödeyen sigortalılara yaşlılık sigortasından aylık tahsisi için yurtdışındaki çalışma ilişkisi sona erdirilerek yurda kesin dönülmüş olması gerekir. Türkiye dışındaki bir ülkenin sosyal sigorta kurumundan işsizlik sigortası yardımı veya hastalık parası alınması, yurt dışında oturulduğunun ve kesin dönüş yapılmadığının, emekli aylığı veya malullük aylığı bağlanması ise, kesin dönüş yapıldığının karinesi olup, bu karinelerin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte kanıtlarla kanıtlanabilir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre çelişkili bilgiler olması nedeniyle, mahkemece, kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gereken davacının yurda kesin dönüş yaptığı tarih; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılacak araştırma ile belirlendikten sonra, Dairemizin onama kararıyla kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 2004/929 Esas, 2006/78 Karar sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm oluşturan tarafları da gözetilmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy