(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 61) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Dava, yersiz aylık ve sağlık yardımı nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davalı S. T.'un, 17.09.1998 tarihinde davacı Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge ile, Adana Sütçüler ve Yoğurtçular Odası kaydına istinaden, 20.04.1982 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık tescili yapıldığı, 16.12.1998 tarihinde tahsis talebinde bulunması üzerine, davalıya 01.01.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak söz konusu oda kaydının usulsüz olduğunun tespiti üzerine 29.11.2001 tarihinde yaşlılık aylığının kesildiği, davalı 20.04.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemi ile dava açmış ise de; Adana 2. İş Mahkemesi'nin 30.06.2003 tarih, 267/693 sayılı kararı ile davanın reddedildiği ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2003 tarih, 7768/8316 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacı Kurumca 01.01.1999-29.11.2001 tarihleri arasında yersiz ödenen yaşlılık aylığı ve ilaç yardımlarının tahsili amacıyla Adana 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/783 sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. Davacı Kurum itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hesap bilirkişisinin 2.080,89 TL. işlemiş faiz alacağı hesaplayan 24.04.2008 tarihli raporu ve 29.05.2008 tarihli ek raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Söz konusu raporlarda %9 faiz oranının uygulandığı belirtilmiş, asıl alacağa yıllık kümülatif olarak faiz hesaplandığından, hangi tarihler arasında, hangi oranlar esas alınarak hesaplama yapıldığı ise anlaşılamamıştır. Bu nedenle faiz alacağının belirlenmesinde; 01.01.1998-31.12.1999 dönemi yönünden %55, 01.01.2000-30.06.2002 dönemi yönünden %60, 01.07.2002-30.06.2003 dönemi yönünden %55, 01.07.2003-31.12.2003 dönemi yönünden %50, 01.01.2004-30.06.2004 dönemi yönünden %43, 01.07.2004-30.04.2005 dönemi yönünden %38, 01.05.2005-31.12.2005 dönemi yönünden %12 ve 01.01.2006-08.02.2006 dönemi yönünden %9 oranları esas alınarak, yeniden uzman hesap bilirkişisinden uygulanan asıl alacak miktarı, dönemi, faiz oranı, hesaba esas süre ve faiz miktarını belirten, denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
2- Hükme esas alınan rapora uygun olarak Mahkemece, temerrüt tarihi olan 04.06.2004 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Ancak, yersiz ödenen aylık ve sağlık yardımlarının tahsiline ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, davanın yasal dayanağını Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 61 ve devamı maddeleri oluşturmakta olup; sebepsiz zenginleşmede, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek faize, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği, bir başka anlatımla yersiz aylıklar yönünden her bir aylığın davalıya ödendiği, sağlık giderleri yönünden sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekir.
3- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde; ...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. düzenlemesine yer verilmiş olup, davalı borçlunun icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazın haksız ve ayrıca alacağın da likit olması gerekir. Davalının haksızlığı mahkemenin de kabulündedir. İcra takibine konu asıl alacağın ise likit, yani belirgin olduğu, bir başka anlatımla; davalının, herhangi bir yargılamaya gerek olmaksızın asıl borç miktarını bilebilecek durumda olduğu gözetilerek, asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy