(506 S. K. m. 26) (4857 S. K. m. 77) (5510 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 80, 275)
Dava: Davacı, 02.06.2003 tarihli trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahipleri ne bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Yimpaş Holding AŞ ve Emre Bilgisayar El. Sis. Tic. Ve San. AŞ, Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş.A.D. tarafından düzenlenen rapor la dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Konu: Davaya konu somut olayda, işveren Emre Bilgisayar El. Sis. Tic. Ve San. AŞ. Tarafından Cengiz Oyuncak Hırdavat Ltd. Şti.'nin program update işiyle görevli olarak kazalı-sigortalı K.D. ile yanlarında A. F. D. olduğu halde, Ü.Ö.'in sevk ve idaresindeki Yimpaş Holding AŞ.'ne ait 34 NHG 99 Plakalı opel marka araçla, Afyon'dan Isparta istikametine doğru seyir halinde iken şerit ihlalinde bulunması nedeniyle; Karşı yönden gelen ve A.Y.'ın sevk ve idaresindeki 42 FS 219 Plakalı kamyonetle çarpışması sonucu meydana gelen trafik-iş kazasında davalı Üzeyir Özerk'in kullandığı araçta bulunan sigortalılar K.D. ile A.F.D.'in vefat ettikleri anlaşılmaktadır. Maddi vakıanın tespiti hakimin görevi olup Mahkemece, öncelikle davalılar Yimpaş Holding AŞ ile Emre Bilgisayar El. Sis. Tic. ve San. AŞ arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmelidir.
Mahkemece yeni bir kusur raporu aldırılmayıp; ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu'ndan aldırılan ve davalı (sanık) Ü.Ö.'in meskun mahal dışında, çift yönlü yolda hızını yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadan, yola dikkatini vermeden tehlikeli bir şekilde seyretmesi sonucunda araca hakim olamayıp, yolun sol şeridinden girmesi nedeniyle 8/8 oranında kusurlu, dava dışı diğer araç sürücüsü A.Y.'nın kusursuzluğunun belirlendiği raporun hükme esas alındığı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen hak sahibi dosyasında da aynı kusur raporunun hükme esas alındığı tespit edilmiştir.
506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta; 506 sayılı Yasanın 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi gereğince işveren işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar.
İşçinin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, bu tedbirin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin böyle bir tedbirin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işveren, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan çekinemeyecektir.
Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı, işverenin önlem alma ödevini etkilemez. İşveren, iş disiplinini sağlamak, çalıştırdığı sigortalının beden ve ruh tamlığını korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak, uygulatmak ve denetlemekle yükümlüdür.
Öte yandan; kusur oranlarının saptanmasında, ihlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatinde neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır.
Mahkemece; iş sağlığı ve güvenliği mevzuatını irdeleyen, iş güvenliği tedbirlerini alma ve özellikle bu tedbirlere uyulması için gerekli eğitim ve denetim yetki ve sorumluluğunun işverene ait olduğu, işverenin geniş ölçüde gözetim ve denetim, işçilerini tehlikelere karşı bilinçlendirme, iş disiplinini sağlama yükümlülüğünün bulunduğu hususları ile davalı sürücü Üzeyir hakkındaki ceza davasında alınan kesinleşmiş mahkumiyet kararıyla saptanan maddi olguların hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı ile davalı şirketlerin ihlal ettiği kurallar ile sigortalının vefatı arasında illiyet bağının bulunması koşuluyla trafik iş kazasının vukuunda kusur verilmesi gereği de göz önünde tutulmak suretiyle, ihlal edilen iş güvenliği mevzuatı hükümlerini ayrıntılarıyla gösteren işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ile trafik konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda maddi olaya uygun olarak düzenlenmiş rapor alındıktan sonra sonucuna göre sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca incelemeyi içermeyen yetersiz ve maddi olaya uygun olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu kapsamda, 5510 sayılı Yasa'nın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. hükmü öngörülmüş ise de; söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanunun 26. maddesinin olduğu gerçeği de bozma üzerine yürütülecek yargılama sürecinde göz önünde bulundurulmalıdır.
Kabule göre de; davalı şirketlerin Yimpaş Holding AŞ ve Emre Bilgisayar Elektronik Sis. Tic. Ve San. AŞ olan unvanlarının karar başlığında yazılı şekilde hatalı gösterilmesi, ayrıca; hüküm fıkrasının 1. Numaralı bendinde yer alan peşin değerli gelirin 155.175,00 YTL olarak gösterilmesi gerekirken 155.175.000 YTL olarak yazılması HUMK.'nun 80. maddesi kapsamında maddi yazım hatası olup, mahkemesince düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, bu husus bozma nedeni yapılmamış olup, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm
bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Yimpaş Holding A.Ş. ve Emre Bilgisayar El. Sis. Tic. ve San. A.Ş.'ye iadesine, 20.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy