(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. Geç. m. 20) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Dava, davacının sigortalılık kaydının 11.12.2000 tarihine dek geçerli sayılması ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. P. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK'nin Anayasa Mahkemesi'nce iptalinden sonra 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
Davacının 22.03.1985 tarihi itibariyle terzilik mesleğine dayalı olarak, Terziler Odası kaydı esas alınarak zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 11.12.2000 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması üzerine, Kurumca oda kaydının geçersiz sayıldığı, böylece 1985-2000 döneminde başkaca bir kaydı bulunmayan davacının sigortalılığının baştan itibaren geçersiz sayıldığı anlaşılmaktadır.
Kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışmak koşuluyla 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar anılan kanuna göre sigortalı sayılırlar. Bu bağlamda vergi kaydı, meslek kuruluş kaydı, esnaf ve sanatkarlar sicili kaydı kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın karinelerini teşkil etmekte olup 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılıkta esas olan kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmadır. Somut olayda, 1973-1994 yıları arasında kesintili de olsa vergi kayıtlarının da bulunduğu dikkate alınmalı, niza konusu dönemde davacının oda kaydı bulunmasa dahi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı niteliğini taşıyıp taşımadığı başka bir anlatımla kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunup bulunmadığı konusunda tarafların göstereceği deliller toplanıp irdelenerek sonucuna göre dava konusu istem hakkında hüküm kurulması, gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy