(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 6, 79, 108, Geç. m. 20)
Dava: Dava, davacının ilk işe giriş tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak 06.02.1979 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Davanın reddine karar verilmiş olmakla hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayan davalı Kurumun temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacının temyizine gelince;01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. ve 108. madde olduğu kabul edilmelidir.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılmalıdır.
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 06.02.1979 tarihinde (1) gün süreli çalıştığının tespitini istemiştir. Talep mahkemece reddedilmiş ise de, işverence 06.02.1979 tarihli işe giriş bildirgesi 13.02.1979 vürud tarihi ile Sosyal Sigortalar Kurumuna verilmiş ve bu belgenin Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtlarına geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Çalışma olgusuna karine teşkil eden ve yazılı belge niteliğindeki bu belgenin kayıtlarda açıkça gösterilmiş bulunması ve sahteliğinin de iddia edilmemiş olması karşısında, işyerinden dava edilen dönemde verilmiş dönem bordrosu da bulunmadığından, varsa işyerinde bulunan belgelerin celbi, işverenin tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, Kurum nezdinde inşaat işyeri olarak kayıtlı bulunan, ancak, tezgahtar olarak çalıştığını beyan eden davacının, bu çalışmasını bilebilecek tanıkların tespiti ile beyanlarına başvurulması ve işyeri sigorta sicil numarası ile davacının sigorta sicil numarasının hangi serilerden olduğu araştırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy