(1086 S. K. m. 74, 75, 76) (506 S. K. m. 79) (5510 S. K. Geç. m. 7)
Dava: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01.06.1992 - 20.03.2005 tarihleri arasında A. İnşaat Limited Şirketi nezdindeki inşaat işlerinde kesintisiz çalıştığı ve söz konusu çalışmanın davalı Kuruma bildirilmediği iddiasıyla; işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin olarak işveren aleyhine açtığı davada verilen ve kesinleşen Karaman İş Mahkemesi'nin 07.11.2006 tarih 68 / 191 sayılı kararına istinaden 12 yıl, 9 ay, 10 günlük hizmet süresinin davalı Kurum kayıtlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının talebinin sigortalı çalışmaların tespiti niteliğinde olmayıp, başvuru üzerine Kurum tarafından kabul edilmeyen tescil işleminin yapılması için Kurum kararının kaldırılması talebi niteliğinde olduğu, davacı tarafından açılan ve kesinleşen alacak davasında davalı Kurum taraf olmadığı gibi hizmetlerin tespitine ilişkin bir hüküm de bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 76'ncı maddesi uyarınca, olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme, yani mevcut hukuk düzeni içerisinde uyuşmazlığın yerini tespit etmek ise HUMK'nun74 ve 75'inci maddelerine aykırı olmamak şartıyla hakime aittir. Somut uyuşmazlığın normatif dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1'inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun'un 79'uncu maddesidir. Anılan maddenin 10'uncu fıkrasında, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile çalışmalarını ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda; davalı Kurum tarafından çalıştığı tespit edilemediği anlaşılan davacının, çalışmalarının Kuruma bildirilmediği iddia edilmektedir. Davacı vekilinin, dava dilekçesinin davanın konusu kısmında açıkça hizmetlerin tespiti ifadesini kullanması ve aşamalardaki açıklamaları nazara alınarak , ...hizmet süresinin ilgili Kuruma tesciline karar verilmesi... şeklindeki talebi bildirilmeyen sigortalı hizmetlerin tespiti davası olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla; işverenin yasal yöntemine uygun biçimde davaya katılımı sağlanıp, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy