(6183 S. K. m. 58) (506 S. K. m. 80) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacılar, borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrasında itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı %10 zamla tahsil edilir. hükmü yer almaktadır.
Madde hükmü ile ödeme emrine karşı dava açan borçlunun tamamen veya kısmen haksız çıkması halinde %10 haksız çıkma tazminatının alınacağı açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, ödeme emrine karşı mesnetsiz dava açılarak, kamu alacağının tahsilinin geciktirilmesini önlemeye yönelik olduğundan, ödeme emrine karşı açılacak davanın reddi ve davacının haksızlığının anlaşılması karşısında, anılan maddede belirtilen %10 tazminatın hüküm altına alınması gerekir.
6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde yer verilen ve haksız çıkma tazminatı olarak adlandırılan %10 zamma hükmedilebilmek için borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için gerekli olan unsur ve dayanaklarının bilinmekte veya bilinebilecek olması gerekli ve yeterli olup, bu koşulların varlığının tesbiti yönünde yapılan yargılama sonucunda davacı borçlunun haksızlığının belirlenmiş olması, anılan tazminatın hüküm altına alınmasına engel oluşturmamaktadır.
Ödeme emrine konu borcun yasal dayanağını 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Primlerin ödenmesi başlıklı 80. maddesi oluşturmakta olup, alacağın likit nitelikte bulunduğundan kuşku yoktur.
Yukarıda belirtilen yasal ve maddi olgular gözetildiğinde, Mahkemece; ödeme emrinin iptali istemli davanın reddine karar verilirken, itirazın yerinde olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, davalı vekilinin %10 oranındaki tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK. m. 438 uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Hüküm fıkrasının 2. bendinde yazılı bulunan Davalı vekilinin %10 oranındaki tazminat talebinin reddine cümlesinin silinerek, yerine; Ödeme emrine konu pirim alacağının %10 zamlı olarak tahsiline sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy