(2926 S. K. m. 5, 7, 36) (1086 S. K. m. 91, 185, 409)
Dava ve Karar: Davacı, murisi M. Y.'ın 01.05.1995-15.09.2003 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, murisin eşi G. ve oğlu H. Y.'ın ölüm aylığı almaya hak kazandığının ve Kuruma prim borçlarının olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın feragat sebebiyle reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davanın kanuni dayanağı olan 2926 s. Yasanın Sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu başlığını taşıyan 5. maddesinin birinci fıkrasında, 2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7. maddede belirtilen süre içerisinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar., anılan Yasanın 36. maddesi gereği olarak da, Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararıyla ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili olanaklı kılınmıştır. İşte bu bağlamda, sigorta primlerinin ürün bedellerinden Bağ-Kur adına tevkif suretiyle tahsili halinde, kişinin yukarda izah edilen 5. maddede yer alan anlamda sigorta başlangıcı olarak; bu tevkifatın, kamu kuruluşlarına yapılan ürün tesliminde yapılmış olması durumunda tevkifat tarihini takip eden aybaşı; özel kuruluşlara yapılan ürün tesliminde yapılmış olması durumunda tevkifatın Kuruma havale edildiği tarihi takip eden aybaşı esas alınır. Yine, 5. maddenin ikinci fıkrasında, Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, yasa gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 91. maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ait davadan da feragat edilemez. Davacı ancak, anılan Yasanın 185. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Yasanın 409. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, davadan vazgeçilemeyeceği davacı Avukatına bildirilmeli, feragat beyanının Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 185. veya 409. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde, duruma göre 185. veya 409. maddelerde ön görülen prosedürler işletilmeli, aksi halde ise, davanın esasına girilerek yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre dava konusu istek hakkında karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan ve hükümden sonra ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma içeriğine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 13.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy