(506 S. K. m. 9, 10, 26) (1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 43, 44) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 152)
Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacı Kurum, işe girişi süresinde Kuruma bildirilmediği iddia edilen ve 28.07.2005 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi R. K.'nun hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun'un 10 ve 26'ncı maddeleri uyarınca davalı işveren A. G.'ten rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, herhangi bir kusur incelemesi yapılmaksızın trafik kaza tespit tutanağı esas alınmak suretiyle, ...olayın tek taraflı trafik kazası olduğu, davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı... gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Trafik zabıtası, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152 ve devamı maddeleri uyarınca düzenleyeceği kaza tespit tutanağında; sadece kaza yerinin durumunu, iz ve delilleri, kazaya karışan sürücüleri, varsa ölü veya yaralıları, hasar veya zararı, gün ve saat ile yol ve hava şartları gibi olayın meydana gelişinde etken olan ve kusur derecesinin tayinine yarayacak vakıaları tespitle görevlidir. Trafik zabıtasının kusur tayin ve takdirine yetkisi yoktur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275 ve takip eden maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiye dayanan konularda ihtisas sahibi kişilerin vereceği rapor esas alınarak hüküm kurulur. Bu bağlamda trafik kazalarında da kusur oranının tespiti uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır. Hal böyle olunca; trafik konusunda uzman bilirkişiden kusur oran ve aidiyetleri hususunda denetime elverişli rapor alınması gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu kaza tespit tutanağındaki belirleme ile yetinilmek suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Çalıştırılan sigortalıların Kuruma bildirilmelerini düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanunla değişik 9'uncu maddesi; İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. hükmünü içermektedir. Anılan Kanunun 10'uncu maddesine göre ise; 9'uncu madde düzenlemesine rağmen sigortalı çalıştırılmaya başlanacağının, yukarıda belirtildiği gibi bir gün önce Kuruma bildirilmemesi ya da geç bildirilmesi veya bu durumun Kurumca tespit edilmesi halinde, sigortalı işe giriş bildirgesinin verildiği veya bu durumun Kurumca saptandığı tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde, ilgililerin sigorta yardımları Kurumca yapılır. Ancak, belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masraflar ile gelir bağlanırsa bu gelirlerin sermaye değerleri aynı Kanunun 26'ncı maddesinde yazılı kasıt veya iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi olmasa bile işverenden tahsil edilir. Başka bir anlatımla, 10'uncu madde kapsamındaki sorumluluk, yasal koşulların gerçekleşmesi kaydıyla, kusursuz sorumluluktur. Ancak, bu durumda Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44'üncü maddeleri gözetilerek işverenin sorumluluğunda, zarar görenin/sigortalının müterafik kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılmalıdır.
Davaya konu somut olayda; davacı Kurum davasını 506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi yanında 10'uncu maddesine de dayandırmaktadır. Bu nedenle mahkemece, 506 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesine uygun ve süresinde, davalı Kuruma sigortalının işe giriş bildiriminin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, aynı Kanun'un 10'un maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddesi kapsamında hakkaniyet indirimi de nazara alınmak ve isteme bağlı kalmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy