(5510 S. K. Geç. m. 24, Geç. m. 25)
Dava: Davacı, murisi M. C.'in ürün bedelinden yapılan tevkifat sebebiyle 01.05.1995 gününden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve birikmiş prim borçlarını ödemede 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre prim borçlarının yeniden yapılandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, sigortalılık süresi yönünden, sorunun idari yoldan çözülmesi sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve 5510 sayılı Kanunun prim borçlarına ait lehe hükümlerinden yararlanılması isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici nedenlere göre, diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
26.05.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5763 sayılı İş Yasası ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa'nın 27. maddesi ile eklenerek, yayımı gününde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın geçici 24. maddesi ile, borçların yapılandırılabilmesi için iki aylık yeni süre öngören; ayrıca, 19.08.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5797 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa'nın 4. maddesi ile eklenerek, yayımı gününde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 25. maddesi uyarınca, geçici 24. madde kapsamına giren borçları yapılandırılmamış sigortalılara Kanunun yayımı gününden itibaren yirmi günlük ek süre tanıyan düzenlemeler dikkate alındığında, birikmiş prim borçlarının yeni yapılandırma olanaklarından yararlanabilmek için ön görülen ve hak düşürücü nitelikte bulunan sürelerde anılan kanuni düzenlemelerden yararlanmak için davacının, Kuruma başvurusu olup olmadığı araştırılarak; başvurusu olduğunun tespiti halinde, şimdiki gibi, aksi halde, bu konudaki istemin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 13.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy