(5502 S. K. m. 36) (5510 S. K. m. 4, Geç. m. 7) (506 S. K. Geç. m. 2, 6, 20, 79)
Dava: Davacı, Bismil Belediyesinde sürekli çalışmasına karşın Kuruma eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulü ile 1985 yılında 360 gün, 1987 yılında 360 gün, 1988 yılında 356 gün, 1989 yılında 120 gün olmak üzere toplam 1196 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın 5510 sayılı Kanun'un 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanun'la mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler hükmü gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak her türden kanıtın toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir yerel yönetim kuruluşu olan belediyeye ait işyeridir. Bu tür kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Dairemizin yerleşmiş görüşleri de bu yönde olup, davalı işverence işe giriş bildirgesinin verilmesi, çekişme konusu dönem haricindeki diğer dönemlerde bildirimin yapılması ve işverene karşı aynı konuda dava açan kişilerin beyanları, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığının ispatı açısından yeterli görülmemiştir. (2008/215 Esas-222 Karar, 2008/7060 Esas-2877 Karar sayılı kararlarımız)
Bu durumda yapılacak iş; davacının Sosyal Güvenlik Kurumundaki şahsi sicil dosyası ile çekişme konusu döneme ilişkin olarak dönem bordroları, işveren belediye nezdindeki puantaj kayıtları, ücret tediye bordroları gibi tüm belgeler ile şahsi sicil dosyası getirtilmeli, kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince ve yeterince araştırılmalı; işverence; deprem, yangın, su baskını, sekaya gönderilmesi gibi fiili imkansızlık nedeniyle kayıt ve belgelerin gönderilememesi ve buna dair dayanakların belgelendirilmesi halinde, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan, işverenin bordrolarında kayıtlı olan ve taraflar ile menfaat çatışması olmayan kişilerin somut bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi ve davalı Kurumun 5502 sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca harçtan bağışık olduğu nazara alınmaksızın harç ile sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalılardan SGK Başkanlığının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy