(2926 S. K. m. 5, 36) (1479 S. K. Ek m. 19)
Dava: Davacı, 01.12.1990-30.06.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı kanuna tabi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Bağ-Kur tarafından 01.11.1988 günlü giriş bildirgesiyle Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen davacının, 22.01.1991 günlü işi bırakma formuna istinaden, 01.12.1990 tarihi itibariyle terki verilmiş olup, buna dair Kurum işlemi yerindedir.
Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Yasasının 36. maddesi ...Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir biçiminde bir düzenleme getirdiğinden, bu kural uyarınca davalı Bağ-Kur tarafından ürün bedelinden tevkifat yapılmış ise tevkifat tarihini takip eden aybaşından itibaren sigortalılık başlatılır. Anılan Yasanın 5. maddesinde; Kuruma başvuru gününden itibaren sigortalılığın başlayacağı öngörülmüş olup, ürün bedelinden yapılan ilk tevkifatın Kuruma başvuru niteliği taşıdığı, hak ve mükellefiyetin başlangıcının, tevkifat yapılan tarihi takip eden aybaşı olarak kabul edilmesi gerekir. Sigortalılıkları bu biçimde başlatılan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini devam ettirmeleri koşuluyla, sigortalılıkları devam ettirilir. Tarımsal faaliyetin tespitinde ziraat odası kayıtları, kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, kooperatif veya birliklerin kayıtları esas alınır. Davalı Bağ-Kur tarafından haşhaş tarımı yapan davacıdan TMO'ya teslim ettiği haşhaş ürününden dolayı ilk defa 14.08.1995 gününde prim tevkifatının yapıldığı, ziraat odası ile, kooperatif kaydı ve hayvan pasaportları dikkate alındığında, tarımsal faaliyetine devam ettiği anlaşılan davacının yeniden 01.09.1995 gününden itibaren sigortalı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece; tespit edilecek sigortalılık süresi, 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesindeki Bu Yasa ve 2926 sayılı Yasaya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ait prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ilişkin olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ait Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. düzenleme gereğince Kurumca durdurulabilir. Durdurulan sigortalılığın primlerinin ödemesi halinde ihya olunacağı gözetildiğinde, davacının bu olanaktan yaralanabilmesi için sigortalılık süresinin tespitinde; gereklilik ve zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 07.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy