(506 S. K. m. 26)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçeyle davanın kabulüne verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26. maddesidir. Mahkemece, kusur oranlarının saptanmasında öncelikle, maddi olayın ne şekilde oluştuğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmiş olması gerekir. İhlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatin neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır. Mahkemenin, hükme dayanak aldığı kusur raporunda, olayın meydana gelmesinde %40 kaçınılmazlığın nedeni yeterince açıklanmamıştır. Zira, tahkimat için taşınan 4 metre uzunluğundaki direğin ağırlığı gözetildiğinde, bir kişi tarafından taşınmaması gerekir. İşveren tarafından, buna yönelik tüm tedbirlerin alınmasına rağmen, kaza oluşmuşsa bu takdirde kaçınılmazlığın varlığından söz edilebilir. Raporda ise, böyle bir açıklık olmadığı gibi, böyle bir olayın sonucunun kaçınılmazlıkla açıklanması, günümüz teknolojisinde alınabilecek önlemlerin bulunduğu hallerde isabetli olamaz.
Belirtilen bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak; raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde, sigorta olayının meydana geldiği iş kolunda uzman oldukları belirlenen işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman kişilerden kusur raporu alınarak, yapılacak değerlendirmeyle hüküm kurmak gerekirken; eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; Mahkemenin itibar etmediği önceki rapora dayalı olarak karar vermiş olması da, isabetsiz bulunmuştur.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 31.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy