(506 S. K. m. 80) (818 S. K. m. 125, 128, 132) (6183 S. K. m. 51, 102) (5510 S. K. m. 93) (YHGK. 31.03.2004 T. 2004/10-528 E. 2004/533 K.) (YHGK. 06.04.2005 T. 2005/10-183 E., 2005/241 K.) (YHGK. 14.03.2007 T. 2007/3-121 E. 2007/128 K.)
Dava: Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlatıldıktan ve Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun Tahsil zamanaşımı başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
Sosyal güvenlik, niteliği gereği kamu hukuku alanına girmekte olup, hayatın çeşitli sosyal riskleri karşısında topluma, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamayı amaçladığından, ücretler ile sigortalıların ve ölümleri durumunda hak sahiplerinin sosyal sigorta haklarının dokunulmaz olması sağlanarak, ücret ve sosyal sigorta yardımlarının olanaklı olduğu ölçüde, anılan kişilerin ellerine geçmesi ve kendileri ile geçimini sağlamak zorunda olduklarının gereksinimlerini sağlamaları için kanun koyucu tarafından bazı hükümleri dışında 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe sokulan 5510 sayılı Kanunun; Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı başlığını taşıyan 93. maddesinin 2. fıkrasıyla, Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır.... düzenlemesi getirilmiştir.
Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlar, metinlerinde belirtilen tarihte yürürlüğe girer ve buna bağlı olarak hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyip etkilemeyecekleri, yani, geçmişe etkili olup olmadıkları ile ilgili mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).
Hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak yolda yorumlamamakla yükümlüdür. (Yargıtay HGK; 09.03.1988 tarifi ve 1987/2-860 E. 1988/232 K; 13.10.2004 tarih ve 2004/10-528 E. 2004/533 K; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E. 2005/241 K; 14.03.2007 tarih ve 2007/3-121 E. 2007/128 K. sayılı kararları)
Kanunların geriye yürümemesi kuralının istisnaları arasında; kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydıyla kanunun yargılama hukukunu düzenlemesi, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin olması ve beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar bulunmaktadır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise, kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Anılan istisnalardan olmayan 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinin 2. fıkrasının geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenlemede yoktur. Ancak, davalı Kurumun, davacıdan tahsil için icra takibi yürüttüğü 2002 yılı 7. ay ile 2004 yılı 11. aylar arası sigorta primi alacağının doğduğu mahkeme kararının Yargıtay onamasıyla kesinleştiği 02.04.2009 tarihinde yürürlükte olduğundan anılan düzenlemenin uygulanması gerekip, buna göre, başladığı 02.04.2009 tarihinden ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği 15.03.2010 tarihi itibariyle davaya konu Kurum alacaklarına ilişkin olarak 10 yıllık zamanaşımının geçmediğinin belirgin olmasına ve hüküm gerekçesinde davaya konu Kurum alacağının ihtirazi kayıtla ödendiği belirtilmiş olmasına karşın, buna ilişkin ödeme makbuzu dosyada bulunmadığından, davacı borcunu ödemiş ise, bunun hükmün infazında gözetilmesinin mümkün olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 11.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
6. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2010/228 Esas
KARAR NO: 2010/325
DAVA: İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 18/03/2010
KARAR TARİHİ: 02/06/2010
Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali istemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının işveren şirkete ait işyeri hakkında adı geçen İl Müdürlüğünce 2010/15250 sayılı icra takip dosyasından gönderilen 04.03.2010 günlü, 016624 sayılı icra ödeme emrinde, 2002/07-12 dönemi ayları, 2003/01-12 dönemi ayları, 2004/01-06 dönemi aylarına ilişkin 17549,40 TL işsizlik sigorta primi, 44.486,04 TL 26.02.2010 tarihine kadar hesaplanan gecikme zammından oluşan 62.035,44 TL'nin ödenmesinin istenildiğini, 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinin yollamada bulunduğu 6183 sayılı Yasa'nın 58.inci maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ edilenin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği yahut zaman aşımına uğradığı hakkında, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itirazda bulunabileceğinin belirtildiğini, 6183 sayılı Yasa'nın tahsil zaman aşımıbaşlıklı 102.inci maddesinde, amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden, takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse, zamanaşımına uğrayacağını, belirtildiğini, ödeme emri'ne konu edilen filmin, gecikme zammı tutarlarının 2002/07-2004/06 dönemine ait olanlar, ait bulunduğundan ve 2004 yılını izleyen yıllardan itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresinin sona erdiğini, 15/03/2010 tarihine kadar davacıya icra ödeme emri tebliğ edilmeyip, 5 yıllık zaman aşımı önelinin mürurundan sonra 15.03.2010 tarihinde müvekkil şirkete işbu ödeme emrinin tebliğ edildiğini, zaman aşımı itirazında bulunduğunu ve tahsil zaman aşımı süresinin mürurundan sonra davacıya tebliğ edilen ödeme emrinin 6183 sayılı yasanın 102. maddesi delaleti ile 58. maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ayşe Çot (2007/270E), Mine Hatun Çot (2007/275E), Elif Sivrikaya (2007/276E), Mehlika Çam (2007/277E), Safiye Gümüşoğlu (2007/272E) tarafından İzmir 5. İş Mahkemesi'nde Kurumun ve Ege Tav Ege Tarım Hayvancılık Yatırım Tic AŞ aleyhine hizmet süresinin tespiti talebiyle açılan dava sonucunda verilen kararlar çerçevesinde davalı işverene ait 279621,35 sicil sayılı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle çalıştıklarının ve çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. H.D. Başkanlığı'nın kararları ile 2/4/2009 günlü ilamı ile kararların onandığını, kesinleşen ilamların sonrasında kurumun Torbalı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından sigortalıları hizmetlerine denk gelen prim tahakkuku işlemi yapılmış olup; borcun gönderilen ödemeye çağrıya istinaden ödenmemesi nedeniyle; 2003/1-2004/11 aylara ait prim tahsili amacıyla 2010/15250 sayılı ödeme emri düzenlendiğini ve işverenin davacıya 15/3/2010 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı işverenin borcun esasına ya da usulüne ilişkin bir itirazı bulunmadığını, itirazın konusunun 06.07.2004 tarihinden önce muaccel olduğunu, prim; işsizlik sigortası primi ve gecikme zammının Mülga 506 sayılı Yasanın 80/1.maddesinin işverenin bir ay içinde, çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecbur olduğunu, 80/4.maddesi ......süresi içinde ödenmeyen prim ve alacakların tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 51.maddesi hariç diğer maddeleri uygulandığını, ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 102. maddesinin Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağıhükümleri gereğince zamanaşımına uğradığına ilişkin olduğunu, Mülga 506 sayılı Yasanın 5198 sayılı Yasanın 11. maddesi ile değişik 80.maddesinin 5.fıkrası hükmü 51 ve 102. maddeleriolarak değiştirildiğindenKurumun muacceliyet kazanan prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığını, Genel hükümlere göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başladığını, Bu nedenle zamanaşımı süresinin başlaması için öncelikle prim alacağının Mülga 506 sayılı Yasanın 81. maddesi hükmüne göre tahsil edilebilir hale gelmesi yani muaccel olması gerektiğini, Davacının prim borçlarının mahkeme hükmüne istinaden sabit olduğundan Borçlar Kanunu 135. maddesi 2.fıkrası Borç bir senetle ikrar edilmiş veya hüküm ile sabit olmuş ise yeni müddetin daima 10 sene olduğu hükmü gereğince zamanaşımı süresinin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten başladığını, İzmir 5. İş Mahkemesi'nin kararlarının Yargıtay 21. H.D.'nin 2/4/2009 tarihli ilamı ile onanmış olup zamanaşımı süresi kararın kesinleştiği tarihten başlayacağından zamanaşımı süresini geçmediğini, Ayrıca 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinin 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesi değişik 2.fıkrası Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir.Kurumun prim ve diğer alacakları mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden .... itibaren zamanaşımı 10 yıl olarak uygulandığını hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olup zamanaşımı mahkeme kararının kesinleşme tarihinden başladığını, Kurumca yapılan işlemlerde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi davacının zamanaşımı itirazı da yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerektiğini, belirtmiştir.
İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı gerekçeli karar örneği incelendiğinde; davacının AYŞE ÇOT, davalılarının SGK ve EGE TAV AŞ. olduğu, açılan davanın hizmet süresinin tespitine ilişkin TESPİT davası olduğu, 01/12/2004 tarihinde açılan davanın mahkemenin 23/12/2008 tarihli kararı ile; davacı AYŞE ÇOT'un davalı işverene ait, 279621.35 nolu işyerinde 01/09/1995-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 3309 gün çalıştığının, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, 3302 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin,3302 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine dair karar verildiği taraflarca temyiz edilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2009/1729 Esas 2009/4844 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile ONANARAK kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/275 Esas 2008/797 Karar sayılı gerekçeli karar örneği incelendiğinde; davacının MİNE HATUN ÇOT, davalılarının SGK ve EGE TAV AŞ. olduğu, açılan davanın hizmet süresinin tespitine ilişkin TESPİT davası olduğu, 01/12/2004 tarihinde açılan davanın mahkemenin 23/12/2008 tarihli kararı ile; davacı MİNE HATUN ÇOT'un davalı işverene ait, 279621.35 nolu işyerinde 01/06/1998-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 2319 gün çalıştığının, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, 2312 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine dair karar verildiği, taraflarca temyiz edilen dosyanın Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2009/1726 Esas 2009/4845 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile ONANARAK kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/276 Esas 2008/798 Karar sayılı gerekçeli karar örneği incelendiğinde; davacının ELİF SİVRİKAYA, davalılarının SGK ve EGE TAV AŞ. olduğu, açılan davanın hizmet süresinin tespitine ilişkin TESPİT davası olduğu, 01/12/2004 tarihinde açılan davanın mahkemenin 23/12/2008 tarihli kararı ile; davacı ELİF SİVRİKAYA'nın davalı işverene ait, 279621.35 nolu işyerinde 01/04/1997-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 2739 gün çalıştığının, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, 2732 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine dair karar verildiği, taraflarca temyiz edilen dosyanın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2009/1727 Esas 2009/4841 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile ONANARAK kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/277 Esas 2008/799 Karar sayılı gerekçeli karar örneği incelendiğinde; davacının MEHLİKA ÇAM, davalılarının SGK ve EGE TAV AŞ. olduğu, açılan davanın hizmet süresinin tespitine ilişkin TESPİT davası olduğu, 01/12/2004 tarihinde açılan davanın mahkemenin 23/12/2008 tarihli kararı ile; davacı MEHLİKA ÇAM'ın davalı işverene ait, 279621.35 nolu işyerinde 01/09/1994-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 3669 gün çalıştığının, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, 3662 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine dair karar verildiği, taraflarca temyiz edilen dosyanın Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2009/1728 Esas 2009/4842 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile ONANARAK kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/272 Esas 2008/795 Karar sayılı gerekçeli karar örneği incelendiğinde; davacının SAFİYE GÜMÜŞOĞLU, davalılarının SGK ve EGE TAV AŞ. olduğu, açılan davanın hizmet süresinin tespitine ilişkin TESPİT davası olduğu, 01/12/2004 tarihinde açılan davanın mahkemenin 23/12/2008 tarihli kararı ile; davacı SAFİYE GÜMÜŞOĞLU'un davalı işverene ait, 279621.35 nolu işyerinde 01/04/1994-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle 3669 gün çalıştığının, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, 3662 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine dair karar verildiği taraflarca temyiz edilen dosyanın Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2009/1730 Esas 2009/4843 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile ONANARAK kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı kurum İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı dosyaları ile dava açılmasından önce, o davaların davacıları olan şahısların davalı işyerindeki çalışmasından haberdar değildir. Öte yandan, AYŞE ÇOT, MİNE HATUN ÇOT, ELİF SİVRİKAYA, MEHLİKA ÇAM, SAFİYE GÜMÜŞOĞLU isimli işçilerin 506 SY kapsamında çalışıp çalışmadığı İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı dosyalarının yargılaması süresince itilaflı olup mahkemenin 23/12/2008 tarihlinde verdiği kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2009/1729-1726-1727-1728-1730 Esas 2009/4844-4845-4841-4842-4843 Karar sayılı, 02/04/2009 tarihli ilamları ile onanarak kesinleşmesi ile taleb edilebilir, yani muaccel bir hale geldiği anlaşılmıştır.
Yani davalı kurum davaya konu edileli prim alacaklarını, işçinin çalışmasından haberdar olmasına rağmen, tahsil etmemiş, tahsil işlemini sürümcemede bırakarak alacağı zaman aşımına uğramasına yol açmış değildir. Bilakis, davacı şirket, davalı kuruma 506 SY'ya tabi olarak çalıştırdığı işçisini bildirmeyip kurumu gerçeğe aykırı bilgilendirmesinden ötürü zamanında tahsilat işleminin başlatılamadığı, davalı kurum İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı dosyalarında verilen ve kesinleşen hüküm ile tespit edildiği üzere işçiler AYŞE ÇOT, MİNE HATUN ÇOT, ELİF SİVRİKAYA, MEHLİKA ÇAM, SAFİYE GÜMÜŞOĞLU'nun davalı işyerindeki çalışmalarından haberdar olmuş ve işçinin çalışmış olduğu süre karşılığı prim ve alacakları ile, yasal süresi içerisinde bildirim yap ıhmamasından ötürü doğan gecikme zammı, idari para cezası ve eklentilerini hesaplayarak derhan davacı işverenden talep edebilmiştir.
Kurumun haberdar olmadığı bir alacağı ile ilgili zamanaşımının geçmişe yürürlüklü olarak başlatılması, kamu düzenine ve hakkaniyete aykırıdır. Bu durumda yasaya aykırı işlem yapmış, işçisinin sigortasız olarak çalıştırarak, onu Anayasal hakkı olan, sosyal güvenceden mahrum bırakmış olan, davalı kuruma gerçeğe aykırı bildirim ile eksik işçi bildirmiş olan işveren; ÖDÜLLENDİRİLMİŞ ve prim yükümlülüğünden kurtarılmış olur ki, bu durumda, kayıt dışı işçi çalıştırılmasından şikayetlerin arttığı ülkemizde, KAYIT DIŞI İŞÇİ ÇALIŞTIRILMASI ÖZENDİRİLMİŞ VE TEŞVİK EDİLMİŞ OLUR, (Öyle ya işveren, 5 sene süre ile işçinin kayıtsız çalışmasını saklayabildiği taktirde, sadece maktu harca tabi olan bir davanın yargılama giderlerini ve davacının kendisini vekille temsil ettirmesi halinde avukatlık ücret tarifesinde yer alan maktu vekalet ücretini ödeyerek senelerce çalıştırdığı işçinin primlerini ödemekten kurtulacak iken, neden sigortalı işçi çalıştıracaktır ki???) (Üstelik bu durumda, yasalara ve işçisinin anayasal haklarına saygılı olan ve bu sebeple iş gücü maliyetleri, kendine oranla çok daha fazla olan rakiplerine karşı da avantajlı duruma gelecektir. Bu halde haksız rekabet yapılmış ve yasalara saygılı işveren dolaylı olarak cezalandırılmış olacaktır.)
Öte yandan; zamanaşımından söz edebilmek için, borcun muaccel hale gelmesi gerekir. Yani muacceliyet söz konusu olmadan zaman aşımı başlatılamaz. Davaya konu borç, yukarıda da belirtildiği gibi ancak ve ancak İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı kararlarının Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2009/1729- 1726- 1727- 1728- 1730 Esas 2009/4844- 4845-4841- 4842- 4843Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamları ile onanarak kesinleşmesi muaccel bir hale geldiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar bu gibi durumlar için 506 SY ile 6183 Sayılı Yasa'da bu gibi durumlar için düzenleme yapılmamış ise de; Alacakların zamanaşımı ile ilgili, konu ile ilgili özel yasada düzenleme yapılmamış ise, o hususta genel hüküm niteliğinde olan Borçlar Yasası hükümlerinin uygulanması öğretide ve yargı kararlarında kabul edilen bir kuraldır. Davacının prim borçları mahkemenin tespit hükmüne istinaden sabit olduğundan ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı ilamları dayanak yapılarak prim borcu ve eklentilerinin tespiti ile tahsili işlemi başlatılmış olup; Borçlar Kanunu 135.maddesi 2. fıkrası Borç bir senetle ikrar edilmiş veya hüküm ile sabit olmuş ise, yeni müddet daima 10 senedirhükmü gereğince zamanaşımı süresi mahkeme kararının kesinleştiği tarihten başlatılması gerekmektedir. Buna göre İzmir İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı kararları Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 02/04/2009 tarihli ilamı olarak onanacak kesinleşmiş olup zamanaşımı süresi kararırı kesinleştiği tarihten başlayacağının kabulü gerekir.
Ayrıca 5510 sayılı Yasa'nın 93.maddesinin 5754 sayılı Yasa'nın 56.maddesi değişik 2.fıkrası Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden .... itibaren zamanaşımı 10 yıl olarak uygulanır.hükmü ile BK'nun 135. maddesinde yer alan bu genel kural, özel yasal düzenleme içerisine de alınmıştır.
Tüm deliller ve değerlendirmeler ışığında dosya incelendiğinde; Her ne kadar, davacı yanca, davalı kurum tarafından 62,034,44 TL'nin, zaman aşımına uğramış alacak olmasına rağmen, fuzulen tahsil edildiği ileri sürülerek, istirdadı talep edilmiş ve sigortalılar AYŞE ÇOT'un davalı şirkette 01/09/1995-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı asgari ücret karşılığı 3309 günlük çalıştığı, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, kuruma bildirilmeyen 3302 gün için,
MİNE HATUN ÇOT'un davalı şirkette 01/06/1998-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı asgari ücret karşılığı 2319 günlük çalıştığı, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, kuruma bildirilmeyen 2312 gün için,
ELİF SİVRİKAYA'nın davalı şirkette 01/04/1997-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı asgari ücret karşılığı 2739 günlük çalıştığı, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, kuruma bildirilmeyen 2732 gün için,
MEHLİKA ÇAM'ın davalı şirkette 01/09/1994-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı asgari ücret karşılığı 3669 günlük çalıştığı, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, kuruma bildirilmeyen 3662 gün için,
SAFİYE GÜMÜŞOĞLU'ın davalı şirkette 01/04/1994-09/11/2004 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı asgari ücret karşılığı 3669 günlük çalıştığı, 7 günlük çalışmasının kuruma bildirildiğinin, kuruma bildirilmeyen 3662 gün için, prim, işsizlik, gecikme zammı toplamı olarak 62.035,44TL'nin itirazi kayıt ile davacı şirket tarafından ödendiği anlaşılmış ise de; davaya konu prim borçlarının davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı ilamı dayanak yapılarak prim borcu ve eklentilerinin tespiti ile tahsili işlemi başlatılmış olup; Borçlar Kanunu 135. maddesi 2.fıkrası Borç bir senetle ikrar edilmiş veya hüküm ile sabit olmuş ise, yeni müddet daima 10 senedirhükmü gereğince zamanaşımı süresi mahkeme kararının kesinleştiği tarihten başlatılması gerektiğinden ve İzmir 5. İş mahkemesinin 2007/270 Esas 2008/793 Karar sayılı, 2007/275 esas 2008/797 karar sayılı, 2007/276 esas 2008/798 karar sayılı, 2007/277 esas 2008/799 karar sayılı, 2007/272 esas 2008/797 karar sayılı kararları Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2009/1729-1726-1727-1728-1730 Esas 2009/4844-4845-4841-4842-4843 Karar sayılı 02/04/2009 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiş olup zamanaşımı süresi kararın kesinleştiği tarihten başlayacağından davalı kurum tarafından tahsil edilen prim borcu ve eklentilerinin zaman aşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden, Davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davacı EGE TAV EGE TARIM HAYVANCILIK YATIRIM TİC SAN. A.Ş. Tarafından davalı SGK aleyhine açılan ödeme emrinin iptaline ilişkin dayanın reddi ile,
Davalı yararına yürürlükte bulunan Av ücret tarifesine göre 6.662,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı yasa yolları açık olmak üzere karar verildi. 02/06/2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy