(506 S. K. m. 26)
Dava: Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 19.8.2006 tarihli iş kazası sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ayrıca bir kusur incelemesi yapılmaksızın, kesinleşen tazminat dosyasındaki kusur incelemesi esas alınarak; davalı işveren şirket %90, sigortalı %10 kusurlu, aynı yer çalışanı diğer davalı M. Ş. E. ise kusursuz olduğu kabul edilerek; davalı M. Ş. yönünden davanın reddine karar verilirken, diğer davalı işveren yönünden ise istemin kabulüne karar verilmiştir.
506 Sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta. 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı ve sadece davalı işverene karşı açılıp kesinleştiği anlaşılan tazminat davasında; yargılama sürecinde alındığı anlaşılan 24.4.2007 tarihli kusur raporuyla, işveren Şirkete %40, dava dışı S. ve M. Ş.'e %10'ar, sigortalıya % 40; 3.11.2007 tarihli kusur raporunda; işverene Şirkete %75, S.-Y. ve M. Ş.'e %5'er, sigortalıya %10; 25.12.2007 tarihli kusur raporuyla, işveren Şirkete %75, S.-Y. ve M. Ş.'e %5'er, sigortalıya %10 kusur verilmiş olması nedeniyle, toplam %90 kusura göre yapılmış gerçek zarar hesabı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, bir yandan kusuru bulunmadığından bahisle davalı M. Ş. yönünden davanın reddine karar verirken; diğer taraftan, anılan davalının kusurunu da içerir şekilde davalı işveren Şirketin %90 kusurla sorumlu tutulması kendi içinde bir çelişkidir.
Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; davada teselsül hükümlerine dayanılmadığı yönü de gözetilerek, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman farklı bilirkişilerden oluşacak kuruldan yöntemince düzenlenmiş kusur rapor alınarak, tarafların iş kazasının oluşumunda kusur oran ve aidiyetleri usulünce belirlenip, yapılacak değerlendirme sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kuşkusuz bu değerlendirme yapılırken, hükmü temyiz etmeyen davalı işveren yönünden, davacı Kurum lehine oluşabilecek usulü kazanılmış hak durumu göz ardı edilmemelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 02.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy