(5510 S. K. m. 39) (1479 S. K. m. 46, 63)
Dava: Davacı, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli aylığın rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacıyla davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; Üçüncü bir kişinin kastı sebebiyle malul veya vazife malulü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesidir.
Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı aylığın ilk peşin sermaye değerinden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan aylığın kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu aylık kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
1479 Sayılı Kanunun 46. maddesi, Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir düzenlemesini içermekte olup, sigortalının dul eşinin evlendiği davalılarca temyiz aşamasında ileri sürülmüştür.
Hak sahibi eşin evlenip evlenmediği araştırılarak, evlenmiş ise; aylığının evlendiği tarih itibariyle kesileceği gerçeği karşısında, aylığın kesileceği tarihe kadar ödenen fiili ödeme miktarı belirlenerek, şayet aylığın ilk peşin değeri, fiili ödeme miktarından düşük ise o taktirde ilk peşin değerine itibar edilerek; aksine fiili ödeme miktarı, ilk peşin değerden düşük ise o taktirde de fiili ödeme miktarı esas alınarak, yapılacak değerlendirme sonucunda karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılara iadesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy