(506 S. K. m. 26, 87)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerle yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, 31.10.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi M. Y. T.'a bağlanan gelirlerle yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanun'un 26 ve 87'nci maddeleri uyarınca davalı işverenlerden rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davaya konu iş kazasının; beyaz eşya yan sanayi parçaları imal işyerinde sıvı ve eriyik durumdaki alüminyumu, üzerinde delikler bulunan tablaya, buradan da kalıba döken sigortalının tablayı hareket ettiren mekanizmadaki arıza nedeniyle, sıvının donmasını engellemek için tabladaki tapayı açmak istemesi ve bu sırada bir kısım sıvı malzemenin yerdeki suya dökülüp temasla patlaması sonucu sıçrayan cürufun gözüne isabet etmesiyle yaralanması şeklinde meydana geldiği tespit edilmiştir.
21.12.2009 hakim havale tarihli bilirkişi kusur raporunda; ...yapacağı işle ilgili işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi... kişisel koruyucu malzeme verildiği... gerekçeleriyle sigortalıya %80 kusur atfedilmesi üzerine, Mahkemece, anılan rapor esas alınmak suretiyle istem hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan söz konusu rapor, hüküm vermeye elverişli nitelikte değildir. Çalışanları iş güvenliği de kendi dikkatlerine bırakılamaz. Her işveren önlemlere uyulmasını temine mecburdur. Bu kapsamda işverenin ne tür bir denetim mekanizması kurduğu tutanak ve belgeleriyle ortaya konmalıdır.
Öte yandan, işverenler çalışanları karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek zorundadırlar. Ancak, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, bu eğitimler belgelendirilir ve bu belgeler çalışanların özlük dosyalarında saklanır. Eğitim sonrası düzenlenecek belgede, eğitime katılan kişinin adı, soyadı, görev unvanı, eğitim konusu, süresi, eğitimi verenin adı, soyadı, görev unvanı, imzası ve eğitimin tarihi yer alır. Oysa, dosya kapsamında zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıya verilen eğitime dair üç sayfadan ibaret programlara katılım formu ve iş güvenliği el kitabı dışında herhangi bir bilgi ve belge yer almamaktadır. Ayrıca, sigortalıya koruyucu malzeme verilmesine dair teslim belgesinde sigortalıya koruyucu gözlük verildiğine dair bir bilgi de bulunmamaktadır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, işyerindeki eğitim ve denetime dair bilgi ve belgelerin celbi ile, yeniden kazanın meydana geldiği iş kolunda iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişiden, mevzuat ve oluşa uygun kusur raporu alınarak, raporda atfedilen kusur dayanakları da tartışılmak ve gerektiğinde belgelenmek suretiyle işveren kusuru belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy