(2709 S. K. m. 152, 153) (506 S. K. m. 9, 10) (818 S. K. m. 43, 44) (6100 S. K. m. 76)
Dava: Davacı, iş kazaları sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirlerle yapılan harcama ve ödemeler sebebiyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacıyla davalılardan S. U. Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı S. U.'un temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, N. D.'ye ait işyerinde meydana gelen 05.05.1997 tarihli iş kazasında %37, S. U.'a ait işyerinde meydana gelen 19.11.2003 tarihli iş kazasında %9.2 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya, gelir bağlanmasına dair belge içeriğine göre Balthazard formülü uyarınca belirlenen %42.79 sürekli iş göremezlik derecesi dikkate alınarak bağlanan peşin değerli gelirlerin ve yapılan masrafların tazminine ilişkindir.
506 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesi, İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleriyle Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır. Düzenlemesini içermekte olup; dava dilekçesinde de, davalılardan S. U.'a ait işyerinde, işe girişine dair bildirgesi yasal sürede verilmemiş olan sigortalı işçi A. D.'in, işkazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna girmesi sebebiyle sigortalıya bağlanan gelirlerle yapılan masrafların tazminine yönelik davanın yasal dayanağı olarak 506 Sayılı Kanunun 10. maddesine yer verilmiştir.
Sigortalı işçi A. D.'in davalılardan S. U.'a ait işyerine işe girişinin, süresinde Kuruma bildirilmemesi nedeniyle, bu davalı yönünden davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 9 ve 10. Maddesindeki koşulların oluştuğu, bu bağlamda zararlandırıcı sigorta olayında davalı işveren S. U.'un %80, kazalı sigortalının %20 oranında kusurlu olduğu dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Buna göre işveren, zararlandırıcı sigorta olayında hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişini süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre %100 oranında kusurlu sayılarak sorumlu tutulması gerekir. Ancak bu durumda B.K.nun 43 ve 44 üncü maddeleri gözetilerek hakkaniyet indirimine gidilmesi uygun olacaktır.
Bu kapsamda, işverenin 10. maddeye göre sorumlu olduğu miktar belirlenirken, sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26 ncı maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından, hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gereği vardır.
Mahkemece; davalı işveren S. U.'un %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, birleştirmeye tesir eden %8.52 sürekli işgöremezlik oranına göre sorumlu olduğu ilk peşin değerli gelir ve masraflardan B.K.nun 43. ve 44 üncü maddeleri uyarınca %20 olan sigortalının kusurunun %50 sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak işverenin sorumlu olduğu rücu alacağı miktarının belirlenmesi gerekirken, %35 hakkaniyet indirimi yapılmış olması isabetsiz bulunmuştur.
Öte yandan; davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin 1. fıkrasında yer alan ...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 Sayılı kararıyla, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş; Anayasa'nın 152 ve 153 üncü maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı21.03.2007 tarihinden sonra, H.U.M.K.'nun 76 ncı maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay'ın, iptal kararıyla yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü sebebiyle oluşan hukuksal durum gereğince davanın kısmen reddine dair karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacının davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davanın diğer davalı N. D. hakkında açılan davayla birlikte görülmesini gerektirir herhangi fiili ve hukuki bir bağlantı bulunmadığı, iş kazalarının iki farklı işyerinde meydana geldiği yönü gözetilerek, davaların bir arada görülmesi isabetsiz ise de; temyizin niteliğine göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy