(2709 S. K. m. 60) (1086 S. K. m. 275, 415) (506 S. K. m. 26)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Sosyal güvenlik hakkı, kaynağını Anayasanın 60. maddesinden alan temel nitelikte bir haktır. Bu sebeple sosyal güvenlik hukuku kamu hukuku disiplini içinde yer alan idare hukukunun bir dalı olup, hakimin bakmakta olduğu davanın çözümü için gerekli bütün delillere kendiliğinden başvurması gerekir. Bu husus, Türk yargı sisteminde, hukuk hakiminin davayı kendiliğinden inceleyerek çözüme kavuşturamayacağı ve delillerin taraflarca hazırlanması gerektiğine dair kuralın istisnasını teşkil eder.
Açıklanan nedenlerle, gerçeğe ulaşabilmek ve sosyal güvenlik hakkını gecikmeden sigortalı veya hak sahibine teslim edebilmek için, kamu düzenine dayanan resen araştırma ilkesinden hareketle H.U.M.K.'nun 415. maddesi gereği ilerde aleyhine hüküm verilenden tahsil edilmek kaydıyla mahkemece, takdir edilen bilirkişi ücretinin Devlet hazinesinden ödenmesine karar verilip, deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hesap raporu alınmasına yönelik bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, buna göre, davanın mevcut delillere göre ispat edilemediğine dair hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. Kaldı ki; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanun'un 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarıyla sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi'nin, 21.3.2007 gün ve 26649 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 Sayılı kararı ile 26. maddedeki sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere ibarelerinin Anayasaya aykırılık sebebiyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, kanundan doğan, kendine özgü, sigortalı veya hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında; davacı Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanan sosyal yardım zammını da kapsayan ilk peşin değerli gelirle yapılan diğer sosyal sigorta yardımlarından, davalıların kusuruna isabet eden kısmını isteyebilecek olup; bu miktarın belirlenmesinin de, mahkemenin genel ve hukuki bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olup; H.U.M.K.'nun 275. maddesi gözetildiğinde, eldeki davaya dair olarak, bilirkişiden rapor alınmasına da gerek bulunmadığının gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy