(2709 S. K. m. 141) (506 S. K. m. 53, 54, 109, 129, 135) (5510 S. K. m. 25, 26, 27, 58, 107) (2659 S. K. m. 1, 2, 15, 16) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 55) (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği m. 12) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 51, 125) (Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü m. 10, 43, 56) (YHGK. 17.02.2010 T. 2010/21-60 E. 2010/90 K.) (YHGK. 06.10.2010 T. 2010/10-390 E. 2010/448 K.)
Dava: Dava, malullük aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, özellikle, bu konuda yetkisi bulunmamasına karşın 28.1.2010 günü temyiz isteminden vazgeçen davalı S.G.K. Başkanlığı vekilinin anılan yöndeki irade beyanına Kurumun yetkili organınca muvafakat verildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı belirlendikten ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-) Davalı Kurum vekilinin temyiz istemi yönünden:
Mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olup, avukatlık ücreti, yargılama gideri, karar ve ilam harcı konusunda davalı Kurum aleyhine herhangi bir hata da bulunmadığı belirgin olmakla, temyiz isteminin, temyiz yoluna başvurulmasında hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden:
1.10.1986 - 10.5.2005 döneminde 506 Sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı ve primi ödenmiş 1445 günü bulunan davacının, anılan Kanunun malullük sigortası hükümlerine göre davalı Kuruma aylık tahsis başvurusunda bulunduğu. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca çalışma gücü kayıp oranı %0 olarak saptanan sigortalının isteminin reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı, davacının; İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarında özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kayıp oranının 12.1.2007 tarihinde %71, 9.11.2009 tarihinde %60 olarak belirlendiği, Malatya Beydağı Devlet Hastanesi'nce 29.8.2007 günü hazırlanan sağlık kurulu raporunda söz konusu oranın %72 olarak belirtildiği, davacı hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından yapılan kontrol ve incelemede beden çalışma gücünü en az üçte iki oranında yitirmediği yönünde 10.9.2008 tarihli rapor düzenlendikten sonra, aynı Kurul'ca yeniden yapılan değerlendirme üzerine 13.3.2009 günü hazırlanan raporda meslekte kazanma gücünü %13 oranında yitirdiğinin açıklandığı anlaşılmakta olup, mahkemece, sözü edilen Kurul raporlarına dayanılarak istem reddedilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun aydınlatılıp çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla yasal mevzuatın geniş kapsamıyla irdelenmesi gerekmektedir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun Kimlerin malul sayılacağı başlığını taşıyan 53. maddesinde, Kurum hastanelerince düzenlenecek yöntemine uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği Kurumca saptanan sigortalının malullük sigortası bakımından malul sayılacağı belirtildikten sonra Malullük aylığından yararlanma şartları başlıklı 54. maddesinde, sigortalının malullük aylığından yararlanabilmesi için gereken koşullar sıralanmıştır. Bununla birlikte, yasama organınca kabul edilen 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren Malul sayılma başlığını taşıyan 25. maddesinde ise, sigortalının istemi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca yöntemine uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulu'nca belirlenen sigortalının malul sayılacağı açıklanıp, Malullük sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları başlıklı 26. maddesinde malullük aylığı bağlama koşulları, anılan 54. madde düzenlemesinden farklı olarak hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan 506 Sayılı Kanunun; Raporlar başlığını taşıyan 109. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında; sigortalıların malullük durumlarının saptanmasında. Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, raporları yeter görülmeyen ilgililerin Kurumca yeniden muayene ettirilebilecekleri, ilgililerin durumlarının tespitinde son muayene raporunun esas tutulacağı, yukarda belirtilen raporlar üzerine. Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durumun Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu başlıklı 129. maddesinde, bu Kanunda yazılı olan görevleri yerine getirmek üzere Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kurulacağı, Kurulun, mesleki bilgi ve deneyime dayalı konularda bilirkişi sıfatıyla, ayrıca, mahkemelerden gelen ve bilirkişi sıfatıyla rapor düzenlenmesi istenilen dava dosyaları hakkında, bu Kanunun uygulanmasından kaynaklanan görevlerle sınırlı olmak kaydıyla gerekli incelemeleri yaparak görüş bildireceği; Tüzük ve yönetmelik başlığını taşıyan 135. maddesinde, sigortalıların hangi hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacaklarının Kurumca hazırlanacak yönetmelikler ile belirleneceği bildirilmiştir. 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 günü yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu başlığını taşıyan 58. maddesinde ise, bu Kanunda yazılı olan görevleri yerine getirmek üzere branşları Kurum tarafından belirlenecek uzman hekimlerden oluşan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kurulacağı. Kurulun, sigortalılar hakkında görev malullük derecesi, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik derecesi tespiti ile çalışma gücünün maluliyeti gerektirecek derecede kaybına dair Kurumca verilen kararlardan itiraza konu olanları inceleyerek karara bağlayacağı. Kurulun, bu Kanunda yazılı görevlerle sınırlı olmak kaydıyla, mahkemelerden gelen ve bilirkişi sıfatıyla rapor düzenlenmesi istenilen dava dosyaları hakkında, gerekli incelemeleri yaparak görüş bildireceği. Kurulunun görev, yetki, çalışma usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına dair diğer usul ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği açıklanmıştır. Anılan maddeye dayanılarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hazırlanıp 11.10.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.10.2008 gününden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun Görev, Yetki, Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliği'nin 7. maddesinde de söz konusu Kurulun, sigortalıların çalışma gücü kaybına dair düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere dayanılarak Kurum Sağlık Kurulunca verilen kararlar ile malul durumdaki sigortalıların başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olup olmadığına dair Kurum Sağlık Kurulunca verilen kararlara karşı ilgililerin itirazlarını ve Kanunla ve diğer mevzuatla Kurum Sağlık Kuruluna verilen görevler üzerine düzenlenen kararlara yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak görevinin bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
Bununla birlikte: Bakanlar Kurulu'nca kabul edilip 22.6.1972 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'nde, sigortalıların hangi hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş ve hangi hallerde başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda sayılacakları, 506 Sayılı Kanunun 129. maddesi gereğince kurulan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun, sözü edilen Kanunda belirtilenler dışında kalan ve bu Kanunun uygulanması ile ilgili bulunan görevleri ve çalışma şekil ve esasları bildirilmiştir. Tüzüğün 10. maddesinde, sigortalılık süresi içinde aşağıdaki arızaların meydana gelmesi veya eski ve çalışmaya engel olmayan bir arızanın aşağıda yazılı seviyelere yükselmesi sebebiyle çalışamayacak duruma geldiklerinin Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca belirlenmesi halinde, sigortalıların, çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacakları; 43'üncü maddesinde, sigortalıların malullük durumlarının saptanmasına dair raporlar üzerine Kurumca verilecek kararlara karşı ilgililerin itirazlarının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından incelenip karara bağlanacağı; 56. maddesinde. Kurul kararlarının Kurumu bağladığı, Kurul kararlarında maddi bir yanlışlık görülürse. Genel Müdürlükçe bu hususun belirtildiği bir yazıyla dosyanın yeniden incelenmesinin Kurul'dan istenebileceği açıklanmıştır.
Ayrıca; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5510 Sayılı Kanunun 107. maddesine dayanılarak, 5510 Sayılı Kanuna tabi işyeri, işverenler, sigortalı, hak sahipleri ile diğer ilgili kişi ve kuruluşlar açısından, sosyal sigorta işlemlerinin uygulanmasına dair usul ve esasları kapsayan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği hazırlanmış, anılan Yönetmelik 28.8.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.10.2008 günü itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin Malullük durumunun tespiti başlıklı 55'inci maddesinde, sigortalının malullük durumunun, kendisinin veya işverenin istemi üzerine; Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca yöntemince düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin, varsa sigortalının maluliyetine sebep olduğu ileri sürülen hastalığı ile ilgili daha önce başvurulan sağlık hizmeti sunucularından temin edilecek rapor, tıbbi belge ve epikrizlerin, sigortalı hakkında daha önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu veya Kurum Sağlık Kurulunca verilmiş bir karar mevcut ise, bu kararın bir örneği ile dayanağı rapor ve tıbbi belgelerin, Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nde belirlenen usul ve esaslara göre saptanacağı belirtilmiş olup, bu Yönetmelik. 12.5.2010 günü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 125. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ise de, söz konusu yeni yönetmeliğin aynı başlığı taşıyan 51'inci maddesinde yukarda değinilen 55. madde düzenlemesi aynen korunmuştur.
Anılan Yönetmelik hükümlerinin yollamada bulunduğu, 5510 Sayılı Kanunun 107. maddesine dayanılarak çıkartılıp 1.10.2008 gününden geçerli olmak üzere 11.10.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinde ise. 5510 Sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların sigortalılık süresi içinde; Arıza/Hastalık Listesinde (Ek-1) belirtilen hastalık veya arızaların meydana geldiği ve/veya eski ve çalışmaya engel olmayan bir arızanın. Arıza/Hastalık Listesinde (Ek-1) belirtilen seviyelere yükseldiği. Kurum Sağlık Kurulunca saptanan sigortalıların malul sayılacağı. Arıza/Hastalık Listesinde (Ek-1) belirtilen arıza/hastalıklardan birden fazlası varsa çalışma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğine dair değerlendirmede en ağır sekel bulgunun dikkate alınacağı ve Balthazard Formülü'nün uygulanmayacağı hüküm altına alındıktan sonra Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önceki talepler başlıklı geçici 1 'inci maddesinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı sonucu meslekte kazanma gücü kaybı durumlarının belirlenmesi isteminde bulunan sigortalılar için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır.
Konuyla ilgili son olarak mutlaka belirtilmesi gerekir ki; 1.5.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun; 1'inci maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak, adli tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı programları ile görev alanına giren konularda diğer adli bilimler alanlarında sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek ve bunlara dair eğitim programları uygulamak üzere Adalet Bakanlığı'na bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2'nci maddesinde. Kurumun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirme görevinin bulunduğu; 15'inci maddesinde. Adli Tıp Genel Kurulu'nun, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile adli tıp ihtisas dairelerinin ve adli tıp şube müdürlüklerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyip kesin olarak karara bağlayacağı; 16. maddesinde, Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun, İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun görevine girmeyen Sosyal Sigortalar ve İş Kanunları ile ilgili olaylar, maluliyetler, meslekte kazanma gücü kaybı, meslek hastalıkları ve mesleki kusurlara dair işlemler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek görevinin bulunduğu belirtilmiştir.
Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde ortaya bazı sonuçlar çıkmaktadır. Öncelikle vurgulanmalıdır ki; 506 Sayılı Kanunun 109. maddesinde Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edildiği takdirde, durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca karara bağlanacağı açıklanmış ise de, ilgilinin bu aşamada itiraz hakkını idari makama karşı kullanmadan, bir başka anlatımla, anılan Kurul'a gidilmeden doğrudan dava açıp yargı yoluna başvurma, görülmekte olan davada da malullük ile ilgili karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Böylelikle mahkeme önüne gelen uyuşmazlığın ise, Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrasında yazılı olan. davaların en az giderle ve mümkün olan çabuklukla sonuçlandırılması, yargının görevidir hükmüne göre ve sözü edilen 109. maddede öngörülen prosedür işletilerek çözümlenmesi gerekmektedir. 5510 Sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan tıbbi uyuşmazlıkları gideren makam konumundaki Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun aldığı kararın Sosyal Güvenlik Kurumu hakkında mutlak surette bağlayıcı olduğu, diğer ilgililer yönünden ise herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığı belirgin olup, yargı aşamasında ilgililerce Kurul kararına itiraz edildiği takdirde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili kürsü konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde rapor alınması, 28.6.1976 gün ve 1976/4-6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereğidir. Buradaki ilgililer sözcüğü, sigortalı, hak sahibi, işveren, hukuki yararı bulunmak kaydıyla Kurum kararından etkilenen başka kişileri içermektedir. Bununla birlikte, yasama organınca kabul edilen 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 15. maddesiyle Adli Tıp Genel Kurulu'na verilen, inceleme ve kesin olarak karara bağlama görev ve yetkisi, kuşkusuz, bu tür uyuşmazlıkların sürekli itiraz yolu kullanılarak sürüp gitmesini önleme ve bir an önce en geniş katılımlı bir kurul kararı ile çekişmeyi sona erdirme amacını taşımakta olup, bu kapsamda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca düzenlenen raporlar arasında beliren çelişkinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Genel Kurulu tarafından giderilip kesin olarak karar bağlanması da zorunludur. Nitekim Yargıtay H.G.K.'nun 17.2.2010 gün ve 2010/21-60 Esas. 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 6.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamında da aynı yaklaşım ve görüşler benimsenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava irdelendiğinde; öncelikle davacının tahsis başvurusuna dair yazılı dilekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında 2829 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması yönünden farklı sosyal güvenlik kanunları kapsamında gerçekleşen hizmetleri varsa buna dair bilgi ve belgeler getirtilmeli, sonrasında, malullük durumu ile ilgili ortaya çıkan çelişkiler Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Genel Kurulu tarafından yasal mevzuat hükümleri çerçevesinde hazırlanacak raporla giderilip çalışma gücü kayıp oranı açıklıkla belirlenmeli, 506 Sayılı Kanunun 56. ve 5510 Sayılı Kanunun 27. madde hükümleri kapsamında malullük aylığının başlangıcı yönünden, malullük olgusunun gerçekleşme tarihi raporda belirtilmeli, kaybın en az üçte iki oranında olduğu saptandığında 506 Sayılı Kanunun 53., oranın en az %60 olduğu belirlendiği takdirde ise 5510 Sayılı Kanunun 26. maddesinde belirtilen diğer aylık bağlama koşullarının varlığı değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmeli, kuşkusuz, 5510 Sayılı Kanun hükümlerine göre aylığa hak kazanma durumunda hakkı doğuran olay, anılan Kanunun ilgili maddesinin yürürlük tarihi olduğundan, aylık başlangıcı olarak, bu tarihi izleyen ay başına karşılık gelen 1.11.2008 günü esas alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: 1-) Temyiz yoluna başvurmada hukuki yararı bulunmayan davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin reddine,
2-) Davacı vekilinin temyiz başvurusu yönünden, hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istemi durumunda davacıya iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy