(818 S. K. m. 66) (4447 S. K. m. 50, 51, 52) (4857 S. K. m. 20, 21)
Dava: Davacı, yersiz ödenen işsizlik ödeneğinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Somut olayda; işveren tarafından iş akdi 23.09.2004 gününde feshedilen davalı işsizlik ödeneği ödenmesi için İş Kurumuna talepte bulunmuş, talebi kabul edilen davalıya 22.10.2004-22.04.2005 tarihleri arasında 180 tarih işsizlik ödeneğinin ödenmiş, işveren aleyhine açılan dava sonucunda, feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesi üzerine, işverenin daveti üzerine davalı işe başlamış, davacı İş Kurumu tarafından ödenen işsizlik ödeneğinin tahsili için icra takibi başlatılmıştır.
Davada çözülmesi gereken uyuşmazlık; iş akdi feshedildikten sonra işsizlik ödeneği alan sigortalı işsizin, işe iade kararı ile işe başlaması halinde boşta geçen süre içerisinde aldığı işsizlik ödeneğinin iadesinin gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir.
4447 s. İşsizlik Sigortası Yasasının genel gerekçesinde İşsizlik sigortası bir iş veya işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istem ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara bir yandan yeni bir iş bulunmasına gayret edilirken, sair yandan da bunların işsiz kalmaları sebebiyle uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacıyla belirli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulmuş zorunlu bir sigorta koludur.
İşsizlik sigortasının önemli unsurlarından birisi de işsiz kalan sigortalılara mesleklerine uygun, en son çalıştıkları işin çalışma ve ücret koşullarına yakın bir iş bulunamadığı takdirde meslek değiştirme ve yetiştirme eğitimlerinin verilmesidir.
Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Sair bir yönü ise sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Tüm bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkansızlığı ortaya çıkmaktadır
Sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra iş gücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insan gücü israfını en aza indirmektir. açıklaması ile yasanın işsizlik sigortasının amacını kabul şekli açıkça belirtilmiştir.
Davanın kanuni dayanağını oluşturan 4447 s. Yasanın gerekçesinde belirtilen ilkelerde de açıklandığı üzere; işsizlik sigortasının ilk ve doğrudan amacının işsizlik riski ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamak olduğu, böylece işçi ve ailesinin yaşam standartının yeni bir iş buluncaya veya eski işine dönünceye kadar korunmuş olacağı, sigortalı işsizin işe iade davasının devamı süresince fiilen işsiz kaldığı gözetildiğinde; işveren tarafından 4447 s. Kanununu 51. maddesinde yazılı haller kapsamında iş akdi feshedilen sigortalı işsizin, feshin geçersizliğine karar verilerek işe başlatılması halinde, boşta geçen dönem içerisinde aldığı işsizlik ödeneğinin iadesinin mümkün olmadığının kabulü gerekir.
Öte yandan; 4857 s. İş Kanununun, 21/3. maddesindeki feshin geçersizliğine ait kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücreti ve sair haklarının ödeneceğinin belirtilmiş olması da, anılan Yasanın 20. maddesinde, işçi feshin geçersizliği talebiyle açacağı davayı fesih bildiriminin tebliği gününden itibaren bir ay içerisinde açacağı, ilk derece mahkemesi seri yargılama usulüne göre davayı iki ay içerisinde sonuçlandıracağı ve kararın temyizi üzerine Yargıtay'ca bir ay içerisinde kesin karar verileceği gözetilerek, yargılamanın en çok dört ayda tamamlanacağını öngörür. Ancak uygulamada iş yoğunluğu sebebiyle bu süre içerisinde davanın karara bağlanmasının mümkün olmadığı ve İş yargılamasına ait sürecin dört ayı aştığı bilinen bir gerçektir. Kanundaki düzenleme ile feshin geçersizliğine dair karar alan işçinin, en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve sair haklarının hüküm altına alınarak korunmuş olması, yargılamanın bu süreleri aşması halinde kanunda getirilmiş bir yaptırım bulunmaması karşısında, yargılamanın uzamasının ve dört ay içerisinde karara bağlanamamasının olumsuz sonuçlarının sigortalıya yüklenerek ödenen işsizlik ödeneğinin iade edilmesi sonucuna varılması, 4447 s. Yasanın ve sosyal güvenlik ilkeleri ile bağdaşmaz.
Öte yandan; 4447 s. Yasanın 50. maddesinde de; sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemelerin geri alınacağından bahsedilmekte olup, işsizlik ödeneğine hak kazanacak biçimde iş akdi feshedilen ve kendisine işsizlik ödeneği ödenen sigortalı işsizin kusurunun bulunduğundan da bahsedilemez.
Ne var ki; 4447 S. Yasanın 52/b maddesine göre işsizlik ödeneği, işsiz kalan işçiye verilir ve bu ödeneği almakta olan kimsenin gelir getirici bir işte çalışmaması gerekir. Yasa koyucunun açıkça öngördüğü üzere; gelir getirici işte çalışma hali; işsizlik ödeneği yönünden hakdüşürücü niteliktedir. Feshin geçersizliğine dair mahkeme kararının kesinleşmesine kadar işe başlatılsın veya başlatılmasın işçiye çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve sair haklardan, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile işsizlik sigortası dahil olmak üzere bütün sigorta kollarına ilişkin primlerin kesilmesi, primlerin işverence ödenmesi ve bu sürelerin hizmetten sayılarak işçinin prim ödeme tarih sayısına dahil edilmesi gereklidir. İşçinin boşta geçen ve çalışılmış gibi kabul edilen en çok dört aylık süre içerisinde gelir elde ettiği, işsiz kalınanın sonuçlarının bu biçimde telafi edildiği gözetildiğinde, dört aylık süre için ödenmiş olan işsizlik ödeneğinin İş Kurumuna iadesi gerekir. Aksinin kabulü çifte ödemeye neden olacağı gibi, 4447 s. Yasanın yukarda açıklanan amacına da aykırılık teşkil eder.
Sigortalı tarafından açılan işe iade davası sonucunda, işe iadeye karar verilip, işe başlatılması halinde, çalışılmış olarak kabul edilen dört aylık süreye ait olarak iadesi gereken işsizlik ödeneği miktarı belirlenirken de kuşkusuz; sigortalı işsizin kusurunun bulunmadığı gözetilerek temerrüt gününden itibaren işleyecek faizden sorumlu olması gerektiği ve icra inkar tazminatına da hükmolunamayacağı yönleri üzerinde durulmalıdır.
2- İtirazın iptal edilmesine ait iş bu davada, davalı süresinde verdiği cevap dilekçesinde, alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hak edilmeyen işsizlik ödenekleri sebebiyle oluşan Kurum alacağı yönünden, zaman aşımı süresi; Borçlar Kanunu'nun 66 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde, Kurumun yetkili organının davalıya ödenen iş bu işsizlik ödeneklerini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde bir talep hakkının doğumundan itibaren 10 yıldır. İşveren tarafından yazılan 10.08.2005 günlü yazının Kurum kayıtlarına intikal tarihi bir başka ifade ile Kurumun yetkili organının öğrenme tarihi araştırılarak davalının zaman aşımı defi (icra takibinin 1 senelik zaman aşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı) irdelenerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi gereği hususu da gözetilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 30.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy