(506 S. K. m. 79) (5510 S. K. Geç. m. 7)
Dava: Davacı, sigortalılık süresi başlangıcının 01.06.1978 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Önemle belirtilmelidir ki; hak düşürücü sürenin söz konusu olmaması için, işe giriş bildirgesinin, işe alınma tarihinden itibaren hak düşürücü süre geçmeden kuruma verilmesi veya hak düşürücü süre içerisinde Kurumun çalışmayı tespit etmesi şarttır.
Yukarıda belirtilen yasal çerçevede; 05.11.1987 tarihinde verilen işe giriş bildirgesiyle 01.06.1978 tarihinde davacının işe alındığının Kuruma bildirilmesi ve bu yönde hak düşürücü sürenin geçtiğinin belirgin olması karşısında; hak düşürücü sürenin geçmemesinin ancak hak düşürücü süre içerisinde davalı Kurumun, davacının dava konusu çalışmasını tespit etmiş olması halinde mümkün olduğu gözetilerek, buna ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak, hak düşürücü sürenin geçtiği sonucuna ulaşılırsa davanın reddine; hak düşürücü sürenin geçmediği sonucuna ulaşılırsa; işverenin, davacının babası olduğu gerçeği karşısında, kızı olan davacıyı hayatın olağan akışına aykırı olarak sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmasının gerekçesi açıklığa kavuşturularak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy