(5510 S. K. m. 7, 20) (506 S. K. m. 53)
Dava: Dava, maluliyet aylığı bağlanmaya hak kazandığının tespiti ve ödenmeyen aylıklara mahsuben 5.000 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Y. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde, Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 53 ve devamı maddeleri olduğu kabul edilmelidir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılarak yazılı talepte bulunanlardan, çalışma gücünün en az 2/3 ünü yitirdiği usulünce tespit edilerek, toplam 1.800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı olmakla birlikte her yıl için ortalama 180 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından ödenmiş primi bulunma şartının mevcut olması halinde malûllük aylığı bağlanacağı düzenlenmiştir.
Mahkeme tarafından, davacıya maluliyet aylığı bağlama koşullan bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu hükmü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Zira davacı, maluliyet aylığı bağlanmasına ilişkin olarak daha önce dava açmış olup, İzmir 5. İş Mahkemesi'nin 24.3.2008 tarih ve 2006/274 esas ve 2008/53 karar sayılı kararıyla istemi kabul edilmiş ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 22.9.2008 tarih ve 2008/12861 esas ve 2008/14391 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Davacıya 1.3.2002 tarihi itibariyle maluliyet aylığı bağlanması gerekirken, Kurum tarafından işten ayrılma koşulunun yerine gelmemiş olması nedeniyle Mahkeme ilamının uygulanmayarak 31.10.2008 tarihine kadar maluliyet aylığı bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 1.10.2002 tarihinden itibaren 31.10.2008 tarihine kadar, davacının çalışmadığı dönemleri tespit ederek, bu dönemler itibariyle çalışma gücünün en az 2/3 ünün yitirilmiş olduğunun raporla tespit edilmesi halinde, işin bırakılmasını takip eden aybaşı itibariyle aylığa hak kazandığı ve tekrar çalışmaya başladığı tarih itibariyle aylığın kesilme koşulunun oluştuğunu kabul etmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde; davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy