(1086 S. K. m. 237) (5510 S. K. m. 21)
Dava: Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 31.12.2001 tarihli ateşli silahla yaralama sebebiyle sigortalıya, 12.3.2002 tarih ve 59... numaralı fatura ile 9.7.2002 tarihinde ödenen 1.455,75 TL tedavi giderinin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı sebebe dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Zira, bu durumda H.U.M.K.'nun 237. maddesinde tarifini bulan (Kaziye-i Muhkeme) kesin hüküm söz konusudur.
Belirtmek gerekirse, bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması dava şartlarından olup bu durum kamu düzeni ile ilgili olması hasebiyle davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de (re'sen) kendiliğinden nazara alınma zorunluluğu vardır.
Mahkemenin kesin hükme konu yaptığı dava; aynı ateşli silahla yaralama eylemi sebebiyle sigortalı Y. A.'a, 11.1.2002 tarih ve 23... numaralı fatura ile yapılan 509,56 TL tedavi giderinin tahsiline ilişkindir.
Maddi anlamda kesin hükümden söz edilebilmesi için; eski dava ile yeni davanın tarafları, dava sebepleri ve müddeabihlerinin aynı olması gerekir. Somut olayda, önceki rücu davasının aynı zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle sigortalıya farklı tarihlerde ve miktarlarda yapılan tedavi giderinin tahsiline ilişkin olması itibariyle, o davada alınmış hükümün her iki davanın tarafları aynı da olsa, müddeabihleri ve dava sebeplerinin farklı olması sebebiyle kesin yargı hükümleri çevresinde iş bu rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemez.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek yapılacak yargılama ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 12.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy