(818 S. K. m. 113) (YHGK. 01.03.2006 T. 2005/10-755 E. 2006/32 K.)
Dava: Dava, faiz alacağı istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Y. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı Kurum, trafik kazası yaparak ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan cenaze giderine dair alacağın ödeme tarihine kadar olan işlemiş faizlerinin tahsilini talep etmiştir.
Davalının yönetimindeki 55 ... ... plakalı araç seyir halindeyken, park yerinden ana yola çıkış yapan sigortalının yönetimindeki araçla çarpışması ile meydana gelen kaza nedeniyle, davacı Kurum ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze giderinden kaynaklanan zararın ödenmesini. 4.12.2007 tarihli yazıyla, davalının kullandığı aracı sigortalayan sigorta şirketinden talep etmiş, bunun üzerine sigorta şirketi tarafından 29.2.2008 tarihinde banka havalesi yoluyla ödeme yapılmıştır.
Mahkeme tarafından, davacının anaparayı tahsil ederken faiz hakkını ve diğer feri hakların saklı tuttuğuna dair bir itirazı kayıt koymaması nedeniyle. B.K.113. maddesi gereğince faiz isteme hakkının sona erdiğine ve bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay H.G.K.'nun 1.3.2006 tarihli ve 2005/10-755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer'i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer'i haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır.
Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer'i borçlarında sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.
Ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer'isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
B.K. 113. maddede, ...veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz... ifadesi yer almaktadır. Buna göre, alacaklı açıkça ihtirazi kayıt hakkını ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, bu hakkın kullanıldığının kabulü gerekecektir. Hal icabı kavramı değerlendirilirken kuşkusuz, somut olayın özellik ve gerekleri dikkate alınmalıdır.
O halde, itirazı kayıt, borçlunun edimini ifası sırasında veya hemen sonrasında alacaklı tarafından ileri sürülmelidir. Somut olayımızda davalı tarafından yerine getirilmiş bir edim bulunmadığından, davacının da itirazı kayıt ileri sürme yükümlülüğünün olmaması gerekir. O halde, davalının, meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sebebiyle oluşan Kurum zararının, gelirlerde onay, cenaze giderinde ise ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz alacağından sorumluluğuna karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy