(5510 S. K. Geç. m. 7) (2926 S. K. m. 2, 3, 5, 6, 9, 10) (YHGK. 24.03.2010 T. 2010/10-133 E. 2010/174 K.) (YHGK. 28.03.2007 T. 2007/21-172 E. 2007/177 K.) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.) (YHGK. 06.02.2002 T. 2002/21-69 E. 2002/44 K.) (YHGK. 03.07.2002 T. 2002/21-576 E. 2002/584 K.)
Dava: Davacı, ilk prim tevkifatını takip eden aybaşından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H.Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2, 6, 9 ve 10. maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin b bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların, Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Mezkur Kanunun 3. maddesinin b bendinde Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmış, 5. maddenin 1. fıkrasında, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, 2. fıkrasında, sigortalı olmaktan kaçınılmayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, Tarım Satış Kooperatifler Kanunu'na göre kurulan pancar ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulaması ile, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünden zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2002 gün ve 2002/21-69 E.-44 K., 03.07.2002 gün ve 2002/21-576 E.-584 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21-73 E.-71 K., 14.02.2007 gün ve 2007/21-172 E., 2007/177 K. sayılı kararları). (Hukuk Genel Kurulu'nun 24.03.2010 gün 2010/10-133 E.-174 K. sayılı kararı)
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, mahkemece davacının ilk prim tevkifat tarihini takip eden aybaşından, tevkifatın yapıldığı yılın sonuna kadar Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine, sair taleplerin reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, öncelikle, davacıdan talebi açıklattırılarak, tespitini istediği süre tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek, 2926 sayılı Kanunun Tescilde esas alınacak belgeler başlığını taşıyan 10. maddesi ile yönetmeliğin 9. maddesi kapsamında, ilgili meslek kuruluşları, tarım satış kooperatifleri ve birlikleri, tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri, tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankalardan, davacıya yönelik kayıtlar getirtilip, davacının hangi ürünleri, ne zamandan beri, nerede ve ne kadar ürettiği, nerelerde sattığı davacıdan sorulup, bu satışlardan prim tevkifatının yapılıp yapılmadığı ilgili kuruluşlardan araştırılarak, var ise traktörüne yönelik trafik kayıtları getirtilerek tüm deliller toplandıktan sonra, davacının 01.01.1996 ve 19.02.2001 tarihleri arasında kalan dönemde, tarımsal faaliyetin in bulunduğunun tespiti halinde, 19.02.2001 tarihinden itibaren devam eden ziraat odası kaydı da dikkate alınarak, bu tespit doğrultusunda karar verilmesi; bu döneme ilişkin tarımsal faaliyetin bulunmadığının tespiti halinde ise, 02.11.1995 tarihli tevkifatı takip eden yılsonundan, tarımsal faaliyetin varlığına karine oluşturan ziraat odası kaydının başladığı 19.02.2001 tarihine kadar, makul kabul edilebilecek süreyi aşan tarımsal faaliyete ara verilmesi nazara alınarak, davacının, prim tevkifatını takip eden döneme yönelik, tescil başvurusu, prim ödemesi ya da ürün teslimatı nedeniyle tevkifatı bulunmaması nedeniyle, şimdiki gibi sigortalılığın tespitine hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy