(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 98, 99, 108) (Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği m. 12, 13, 14)
Dava: Dava, trafik kazasında ölen Bağ-Kur sigortalısının hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenen cenaze giderinin davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Ak Sigorta A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şengül Aygün Dündar tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi hükmüne göre, Sigorta Şirketleri Bağ-Kur'un rücu hakkına haiz bulunduğu diğer sorumlular kapsamındadır.
Bağ-Kur'a anılan maddeyle tanınan rücu hakkı, Kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı vasfında olup, tazmin sorumlularının sigortalı ya da, hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de: Sigorta Şirketlerinin 2918 Sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu sebebiyle poliçe limitini teşkil eden miktar, Kurumun rücu davasından önce sigortalı, ya da haksahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; Sigorta Şirketlerinin mükerrer ödeme ile, karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması gerekir.
Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı, ya da, hak sahiplerine yapılan ödemenin; Bağ-Kura tanınan Kanundan doğan rücu hakkının sigortalı, ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla halefiyet ilkesine dayanmaması sebebiyle 1479 Sayılı Kanunun anılan maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan, sadece sigortalı, ya da hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payıyla sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de açıktır.
Davada somutlaşan olayda; davalı Sigorta Şirketi poliçe limitini gözeterek dava tarihinden önce haksahiplerine ödediğini savunduğundan, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa tarih ve miktarı dayanağı belgeleri ve özellikle ödemeye dair dekontlar getirtilerek yöntemince araştırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de, rücu davalarında, davacı Kurum yönünden sigorta şirketleri dışındaki davalıların ödemekle yükümlü olduğu borç için temerrüde düşürülmesinin zorunlu bulunmamasına göre faize; gelirler yönünden onay, masraflar yönünden ayrı ayrı sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren hükmedileceği, sigorta şirketleri yönünden ise faiz başlangıcının (temerrüt tarihinin) ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile 3.5.1997 gün ve 22978 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa sekiz iş günlük sürenin sonunda sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemişse sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden, bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden poliçe sınırlaması yapılmamış olması da isabetsizdir.
O halde, davalılardan Ak Sigorta Anonim Şirketi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan Ak Sigorta A.Ş.'ye iadesine, 19.9.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy