(1479 S. K. m. 15, 26, 39, 44, 48, 49, 55) (5502 S. K. m. 34, 37) (6183 S. K. m. 51, 102, 106) (5510 S. K. m. 31, 36, 89) (2709 S. K. m. 60)
Dava: Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1979-2.10.1998 döneminde 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında 5122 günlük primi ödenmiş zorunlu, 4.11.1998 - 22.10.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı bulunan davacının, 5.3.2007 tarihinde davalı Kuruma karşı açtığı ilk davada mahkemece yapılan yargılama sonunda. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaksızın, yalnızca Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak geçen hizmetleri değerlendirilmek suretiyle 1.1.2007 gününden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti yönünde verilen 11.9.2007 tarihli kararın Dairemizce 29.1.2009 günü onanarak kesinleşmesi üzerine, bu kez, anılan ve 24.3.1999 - 31.10.2006 tarihleri arasında Kuruma ödenen 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığa dair primlerin geri alınması (istirdadı) için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın temel yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun Prim alınması başlığını taşıyan 48. maddesinde, bu Kanun gereğince sigortalılara yapılacak her türlü yardımlarla yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurumca bu Kanun hükümlerine göre prim alınacağı belirtilmiş. Prim oranları ve hesaplanması başlıklı 49. maddesinde, bu Kanuna göre ödenecek sigorta primi oranı açıklanarak, sigortaya girişte bildirilen gelirin bir defaya özgü olmak üzere belli bir oranında giriş keseneği, basamak yükselmelerinde ise yükselme primi alınacağı, sigorta priminin, sigortalılığın başladığı tarihi izleyen aybaşından, sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak alınacağı, bu kesenek ve primlerin tümünün, yılı içinde ödenmek kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği bildirilmiş, anılan Kanunun 20.5.2006 günü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 43. maddesiyle yürürlükten kaldırılan Kurumun gelirleri başlığını taşıyan 15'inci maddesinde de, prim gelirleri ile Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirlere yer verilmiştir. 5502 sayılı Kanunun 34'üncü maddesinde ise. Kurum gelirleri olarak, sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri, sosyal sigorta ile genel sağlık sigortasına yapılan Devlet katkısı, primlerin ve diğer gelirlerin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler sıralanmış, Çeşitli mali hükümler başlıklı 37. maddesinde, süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinin, gecikme zamlarının, katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Davaya konu istemle ilgili olarak vurgulanmalıdır ki, 1479 sayılı Kanunda sigorta primlerinin toptan geri ödenmesi iki durum ve sigorta kolu için öngörülmüştür. Kanunun Yaşlılık sigortasından toptan ödeme ve hizmet ihyası başlığını taşıyan 39. maddesinde, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan, malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş bulunan sigortalılara, ödedikleri primlerin, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği, Ölüm sigortasından toptan ödeme başlıklı 44'üncü maddesinde de, ölen sigortalının hak sahibi kimselerinden hiç biri bu Kanuna göre ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanamadıkları takdirde, sigortalının ödediği primlerin, hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği hüküm altına alınmış olup, anılan yöndeki her iki düzenleme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya başlığını taşıyan 31 ve Ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya başlıklı 36. maddesinde de korunmuş olmakla, inceleme konusu davada davacı yönünden söz konusu hükümlerin uygulama koşullarının gerçekleşmediği belirgindir.
Diğer taraftan; konuyla doğrudan ilgili olarak mahkemece hükme dayanak kılınan 1479 sayılı Kanunun Yersiz olarak alınan primlerin geri verilmesi başlığını taşıyan 55. maddesinde, yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primlerin, alındığı tarihten itibaren 10 yıl geçmemiş ise sigortalıya geri verileceği bildirilmiş, 5510 sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler başlıklı 89. maddesinde kısmen benzer nitelikte düzenleme yapılarak, yanlış veya yersiz alınmış olduğu saptanan primlerin, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, payları oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine yasal faizi ile birlikte geri verileceği hüküm altına alınmış ise de, davacının 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığına dayalı olarak ödediği primlerin Kurumca yanlış veya yersiz tahsil edildiği ileri sürülemeyeceği gibi, anılan sigortalılık sürelerinin kendisine yaşlılık aylığı bağlanması aşamasında değerlendirilmemesinin sonuca herhangi bir etkisinden de söz edilemez.
Ayrıca; Anayasa'nın 60. maddesindeki, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğuna, Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve teşkilatı kuracağına dair hüküm, 1479 sayılı Kanunun Yazılma başlığını taşıyan 26. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı yönündeki emredici kural, yukarda değinilen 1479 sayılı Kanunun 15, 48, 49'uncu maddeleri ile 5502 sayılı Kanunun 34 ve 37. madde düzenlemeleri karşısında, inceleme konusu davada olduğu gibi, ödenen primlerin sigortalılara geri verilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy