(3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.08.2009 tarihinde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.02.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 08.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. A. B. ile karşı taraftan davalı vekili Av. M. E. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindekitüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalıların murisi İ. A. ile 10.05.2001 gününde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 696 s. parseldeki hissesini satın aldığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL.nin kanuni faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalılar zaman aşımı ve kesin hüküm savunmasında bulunmuş, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olması nedeniyle sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 3194 s. İmar Yasasının 18/son maddesi hükmüne aykırı biçimde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir.
1- Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve yukarda açıklandığı üzere taşınmaz elbirliği mülkiyetine tabi olup sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda tescil isteğinin reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olup davacını aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı dilekçesinde tescil isteğinin kabul edilmemesi halinde sözleşmeye konu pay bedelinin tahsili isteğinde bulunmuştur. Mahkemece tescil isteği reddedilmiş ise de kademeli istek hakkında bir değerlendirme yapılmamış olması usul ve kanuna aykırı olup hüküm belirtilen sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının yukarda 1.bentte sayılan sebeplerle reddine, 2 bentte sayılan sebeplerle kabulü ile hükmün 2.bentte yazılı sebeplerle BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy