(506 S. K. m. 68, 121, Geç. m. 91) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Davacı Kurum, davalıya, babasından dolayı ödenen ölüm aylıklarının yersiz olduğunu belirterek, istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1479 sayılı Yasa kapsamında, 30.04.1982 - 18.10.1996 tarihleri arasında zorunlu, 25.09.1997-08.06.1998 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığı esas alınarak, 01.07.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta olan davalıya; 01.05.1982 tarihinden itibaren eşinden; Yine, 01.06.1994-19.09.2005 tarihleri arasında da, hak sahibi kız çocuğu olarak babasından ölüm aylığı bağlanarak ödendiği; davacı Kurum'un, babadan bağlanarak ödenen ölüm aylıklarının istirdadı için iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın ölüm sigortası hükümlerinin düzenlendiği bölümü içerisinde yer alan ve "Eş ve çocuklara aylık bağlanması" başlığını taşıyan 68 inci maddesi olup, hak sahibi kız çocukları yönünden maddenin (I) numaralı bendinde aylık bağlama koşulları, (VI) numaralı bendinde aylık kesme nedenleri açıklanmıştır. Buna göre, ölüm aylığı tahsisi için kız çocuklarının Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmamaları, buralardan gelir veya aylık almamaları zorunlu olduğu gibi, gerekli koşulları taşıyanlara bağlanan aylıkların kendilerinin Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başlamaları durumunda kesilmesi gerektiği de açıktır. Yine; 506 sayılı Kanuna, 09.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5386 sayılı Yasanın 2 nci maddesiyle eklenen geçici 91 inci maddesinin ilk fıkrasında; 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları hariç olmak üzere geri alınmayacağı belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise; bunlardan, yukarıda belirtilen haller haricindeki nedenlerle gelir veya aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıklarının, kesme veya durdurma tarihi itibariyle istek koşulu aranmaksızın yeniden başlatılacağı açıklanmıştır. Buna göre, hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir veya aylıkların kesilme nedenleri; evlenme, Sosyal Sigortaya ve/veya Emekli Sandıklarına tabi çalışma, kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık alma halleri ile sınırlandırılmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, maddede yazılı "Sosyal Sigorta" sözcüğünün Bağ-Kur Genel Müdürlüğü'nü de içine alacak şekilde anlaşılması zorunludur.
Hak sahibi kız çocuğuna bağlanan ölüm aylığının kesilmesi koşulları ve yersiz ödeme olgusunun hangi durumlarda gerçekleştiği böylelikle ortaya konulduktan sonra, yapılan yersiz ödemelerin ilgililerden geri alınmasının hukuki dayanak ve ilkelerinin saptanması gerekmektedir. Konuya ilişkin 506 sayılı Yasanın "Sigorta yardımlarının haczedilemeyeceği, yanlış ve yersiz ödemelerin tahsili" başlığını taşıyan 121 inci maddesine 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 47'nci maddesi ile eklenen ikinci fıkrada; yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımlarının 84'üncü maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla, ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınacağı, Kurumun genel hükümlere göre takip hakkının saklı bulunduğu açıklanmış olmasına karşın, yersiz ödeme durumunda geri verme yükümünün kapsamı belirlenmediği gibi, söz konusu Yasa içeriğinde bu konuda herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise, "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a- Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b- Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır." hükmü öngörülmüştür.
Davaya konu somut olayda; davalıya, hak sahibi kız çocuğu olarak, çalışmaya dayalı zorunlu sigortalı olduğu 18.10.1996 ve öncesi dönemde; yine, çalışmaya dayalı zorunlu sigortalılık süreleri de gözetilerek yaşlılık aylığının bağlandığı 01.07.1998 tarihi ve sonrası dönemde, babasından bağlanarak ödenen ölüm aylıklarından, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesindeki şartlar araştırılarak, istirdada konu miktar, buna göre belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; hatalı olarak, uyuşmazlığın, eşinden dolayı bağlanan ölüm aylıklarına ilişkin olduğu esas alınıp, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy