(1479 S. K. m. 63) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan Y. C. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yıldız Angı Saraçoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava konusu kaza, davalılara ait işyerinde 1479 Sayılı Kanun kapsamındaki sigortalının, zımpara makinesi besleme kablosunda bulunan elektrik kaçağı sonucu elektrik akımına kapılarak vefat etmesi biçiminde gerçekleşmiştir.
Davalıların olay üzerinde etkili davranışlarından kaynaklanan kusur oranının belirlenmesi amacıyla bir kez bilirkişi incelemesi yapılmış; hükme dayanak alınan raporda, davalıların %20'şer, kazalının %40 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davanın, üçüncü kişi konumundaki davalılar yönünden yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinde, Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında. Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar.
Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ... ve diğer sorumlulara rücu eder... düzenlemesiyle, üçüncü kişinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, suç sayılır hareketi ile yardımların yapılmasına sebep olma koşulu öngörülmüştür. ... Rücu edilebilmesi için üçüncü kişinin suç sayılır hareketinin, Bağ-Kur Kanunu'nda yazılı yardımların yapılmasını gerektirecek nicelikte olması gerekmektedir... Kurumun yapmış olduğu yardımları sorumlulara rücu edebilmesini sağlayan üçüncü kişinin suç sayılır hareketi. Ceza Kanunu anlamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu kavramın içine hem cürüm hem de kabahat suçları girmektedir... (L. A., Bağ-Kur Sigorta Yardımları, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1996, s. 197) Bu yön, zararla üçüncü kişinin eylemi arasında uygun neden-sonuç bağlantısının varlığını zorunlu kılmaktadır. Eğer böyle bir bağlantı yoksa üçüncü kişinin yardımlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Madde hükmünün öngördüğü suçla çerçevelenmiş sınırlı bir sorumluluk bulunduğu ortadadır. (M. Çenberci. T. Uyar, Bağ-Kur Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası. Ankara 1979, s.263)
Davalıların iş kazası sebebiyle tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan yargılandıkları ceza dosyasında sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de, 2006 yılında dosya temyiz edilerek dosya Yargıtay'a gönderilmiştir. Mahkeme, 24.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7. maddesine göre 4.12.2004 tarihli ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinin altıncı fıkrasındaki değişiklik de dikkate alınarak ceza dosyasının akibetini araştırmalı ve sanıkların suç sayılır eylemlerinin varlığı irdelenmelidir.
Davalıların olay üzerinde etken davranışlarından kaynaklanan kusur oranının bu çerçevede yapılacak inceleme sonucuna göre, çelişkiden uzak biçimde belirlenmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, temyiz etmeyen davalılar yönünden Kurumun usüli kazanılmış hakkı gözetilerek, davacı Kurum ve davalı Y. C. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılardan Y. C.'a iadesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy