(506 S. K. m. 80) (YHGK. 18.02.2009 T. 2009/10-36 E. 2009/82 K.)
Dava: S.S. Kooperatifi prim borçlarının tahsiline yönelik takip kapsamında tebliğ edilen ödeme emrinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı sebeplerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelemesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.4.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili ile karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 506 Sayılı Kanunun 80. maddesi hükmüne göre; tüzel kişiliği haiz işverenlerin, temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici ve yetkilileri haklı bir sebep olmaksızın ödenmeyen prim, sosyal yardım zammı ve ferilerinden dolayı Kuruma karşı işverenler ile birlikte müteselsilen sorumludurlar. Bu anlamda salt ortak veya yönetim kurulu üyesi olmak yeterli olmayıp, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, üst düzey yönetici sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetki olma gereği de bulunmaktadır.... temsil ve ilzam yetkisi bulunmamasının haklı nedenler kavramı içinde kabul edilmesi gerekir. (YHGK, 18.2.20091., 2009/10-36 E., 2009/82 K.)
6.2.2006-24.3.2006 tarihleri arasındaki dönemde yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş olan davacının, Kooperatifi temsil ve ilzama yönelik imza yetkisinin bulunmadığı dosya içeriğindeki kayıtlarla sabit olup, karar gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir.
Takibe konu borca ilişkin dönemde geçerli yasal düzenleme uyarınca, Kooperatifi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan davacının Kooperatif prim borçlarından sorumluluğuna olanak bulunmadığı yönü gözetilmeksizin, yanılgıya dayalı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 27.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy