(818 S. K. m. 63, 66) (506 S. K. m. 68, 121) (5510 S. K. m. 96) (YHGK. 16.09.1987 T. 1987/9-68 E. 1987/618 K.)
Dava: Dava, 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığı halde babası nedeniyle ölüm aylığı alan M. S. A.'a yapılan yersiz ödemenin tahsiline yönelik talebe itirazın iptali istemine ilişkin olup; takip borçlusu tarafından açılıp eldeki davayla birlikte karara bağlanan davada ise, yersiz ödeme nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle Mahkemece, Davacı-davalı SGK'nın davalı-davacı M. S. A. aleyhine açmış olduğu dava dosyasında; İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/82033 sayılı icra dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının iptali talebinin zamanaşımı defi karşısında benimsenmesinin mümkün olmadığından söz konusu takibin iptaline; davalı-davacı M. S. A.'ın davacı SGK aleyhine açmış olduğu dava dosyasında; İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8233 sayılı dosyasından açılan icra takibinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davacı-davalı SGK Başkanlığına 17.870,00 TL asıl ve 17.735,00 TL işlemiş faiz olmak üzere; toplam 35.605,00 TL borcunun olmadığının tespitine; karar verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı ve karşı davacı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/06/2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ve karşı davacı adına Av. T. A. ile karşı taraf adına Av. M. G. geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hakimi E. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- 16.07.1979 tarihli sigortalılık tescili ve 03.08.2005 tarihine kadarki sürede 5139 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı çalışması bulunan M. S. A.'a, kendi çalışmaları nedeniyle, 01.02.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
M. S. A., 506 sayılı Yasaya tabi çalışmasını sürdürdüğü dönem içerisinde, 13.12.1988 tarihli beyan ve taahhüt belgesinde, sigortalı çalıştığını beyan etmeksizin, babası M. İ. A. üzerinden ölüm aylığı başvurusu yapmış ve 14.06.1988-20.06.2006 tarihleri arasındaki dönem için, toplam 17.870,31 TL ölüm aylığı almıştır.
Mahkeme, SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığının 28.12.2009 günlü, 728270 sayılı yazısı ekinde gönderilen karşılık davacı ve davalı M. S. A.'ın aylığının kesilmesine ilişkin belgeler arasında mevcut 7.6.2006 onay günlü ölüm geliri iptal kararnamesinden, davacı Kurumun yersiz ödemeye 7.6.2006 tarihinde muttali olduğu ve İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2008/8233 sayılı icra dosyasından ise B.K.nun 66. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesini takiben 21.5.2008 tarihinde icra takibine girişildiği, ödeme emrinin 2.6.2008 tarihinde tebliğ edilmesini takiben söz konusu borca yasal süresinde zamanaşımı definden de söz edilerek itiraz edildiği
gerekçesiyle, M. S. A.'ın, yersiz ödenen aylıklar nedeniyle, iade yükümlüsü olmadığına karar vermiştir.
Haksız iktisapta zamanaşımı başlangıcı, mahkeme kabulünde de belirtildiği üzere, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca, verme ya da ödeme tarihi değil, zarar görenin verdiğini geri almaya hakkı olduğuna ıttıla tarihidir. Resmi kuruluşlarda bu zamanaşımı başlangıcı dava açmaya yetkili makamın ıttıla tarihidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.1987 T., 1987/9-68 E., 1987/618 K.)
Mahkemece, Kurumun yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde ve dava açmaya yetkili organının, yersiz ödemeyi öğrenme tarihi araştırılıp, zamanaşımı başlangıcının buna göre belirlenmesi gereği üzerinde durulmaksızın; Emeklilik işlemleri Daire Başkanlığının öğrenme tarihinin esas alınmış olması;
2- 506 sayılı Yasanın 68/I-C-a maddesi, aylık bağlanma koşulları yönünden ...evli olmayan, evli olmakla beraber, sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal sigortaya, Emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanması olanağı öngörmüş olup; M. S. A.'ın, ölüm aylığı bağlandığı tarihte, çalışmakta olduğu, bu nedenle de ölüm aylığı bağlanması koşullarına sahip olmadığı anlaşılmaktadır.
Alacağın zamanaşımına uğramadığı sonucuna varıldığı takdirde, aylık koşulları bulunmadığı halde, çalışmasını beyandan kaçınarak ölüm aylığı bağlanmasını sağlayan M. S. A.'ın, kusurlu davranışıyla yersiz ödemeye yol açtığı kabul edilerek, iadeyle yükümlü olduğu miktar, aşağıda belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde, yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Borçlar Kanunu'nun, somut uyuşmazlıkta iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar nispetinde ret ve iadeyle yükümlü olmayacaktır.
Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
Mahkemece, sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ve karşı davalı avukatı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ve karşı davacıya yükletilmesine, davalı ve karşı davacı avukatı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacı ve karşı davalıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalı ve karşı davacıya iadesine, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy