(506 S. K. m. 68, 121, Geç. m. 20) (5510 S. K. m. 96, Geç. m. 1)
Dava: Dava, ölüm aylığı almakta iken çalışması tespit edilmesi sebebiyle yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf Avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. A. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 506 Sayılı Kanun kapsamında aylık alırken 25.11.1985 tarihinde vefat eden babası üzerinden ölüm aylığı bağlanan hak sahibi kız çocuğu davalının, 1.7.1995 tarihinden itibaren 506 Sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışmaları nedeniyle, davacı Kurum tarafından ölüm aylığını iptal edilip, 21.7.1995-19.8.2006 tarihleri arasında yersiz ödenen 10.103,22 TL. aylığın faiziyle birlikte tahsili için icra takibi yapıldığı, davacının takipten sonra 11.400,00 TL ödemede bulunduğu anlaşılmaktadır.
5510 Sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 506 Sayılı Kanunun ölüm sigortası hükümlerinin düzenlendiği bölümü içerisinde yer alan ve Eş ve çocuklara aylık bağlanması başlığını taşıyan 68 inci maddesinde, hak sahibi kız çocukları yönünden maddenin (I) numaralı bendinde aylık bağlama koşulları, (VI) numaralı bendinde aylık kesme nedenleri açıklanmıştır. Buna göre, ölüm aylığı tahsisi için kız çocuklarının Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmamaları, buralardan gelir veya aylık almamaları zorunlu olduğu gibi, gerekli koşulları taşıyanlara bağlanan aylıkların kendilerinin Sosyal Sigortaya. Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başlamaları durumunda kesilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, maddede yazılı Sosyal Sigorta ibaresinin 506 Sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıkları de içine alacak şekilde değerlendirilmesi zorunludur.
Anlaşılacağı üzere, (I) numaralı bentte aylık bağlamaya dair olarak Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmama, buralardan gelir veya aylık almama koşullarına yer verilmiş olup, davalının 1.7.1995 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı gözetildiğinde; (VI) numaralı bent uyarınca, anılan tarihi takip eden devre başından itibaren davacının ölüm aylığının iptal edilmesine dair Kurum işleminin yerinde olduğu ve 19.8.2006 tarihine kadar olan dönemde davacıya yersiz ölüm aylığı ödendiği olgusunun gerçekleştiği belirgin bulunmaktadır.
Buna göre; davacının, yukarda anılan dönemlerde yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarından davacı Kuruma iade etmesi gereken miktarın belirlenmesine yönelik olarak; bazı maddeleri dışında 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden.
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir. Konuya dair 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 Sayılı Kanunun Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121 inci maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Kanun içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle 506 Sayılı Kanunda yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı, kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna dair özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle; 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının imzasını taşıyan 25.5.1993 tarihli Beyan ve Taahhüt Belgesinde; bağlanan ölüm aylığının kesilmesi için herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışmaya veya buralardan gelir veya aylık almaya başlamasını derhal Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmeyi taahhüt edipte, meydana gelen bu durumları Kuruma bildirmediği gözetildiğinde, davalının iyi niyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığının ve geriye doğru on yıllık süre için faizden sorumlu olduğunun kabulü isabetli ise de; davalının çalışmasının tespit edildiği tarihten itibaren geriye doğru on yıllık sürenin hesaplanması gerekirken davacı Kurumun aleyhine olacak şekilde icra takip tarihinden itibaren geriye doğru on yıllık sürenin faiz hesabında dikkate alınması, yersiz ödeme miktarı belli ve likit olmasına rağmen icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi, ayrıca; 4.12.1984 gün ve 3095 Sayılı faiz ve temerrüt faizine dair Kanunda ve Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen kanuni faiz oranlarının 12.9.1996-31.12.1997 tarihleri arasında %30, 1.1.1998-31.12.1999 tarihleri arasında%50, 1.1.2000-30.6.2002 tarihleri arası %60, 1.7.2002-30.6.2003 tarihleri arasında %55, 1.7.2003-31.12.2003 tarihleri arasında %50, 30.6.2004-31.6.2004 tarihleri arasında yıllık %43, 1.7.2004-1.5.2005 1.5.2005-31.12.2005 tarihleri arasında yıllık %12, 1.1.2006 tarihinden itibaren üzere yıllık %9 olduğu göz önünde tutulmaksızın; faiz oranlarının başlangıç ve bitiş tarihlerinin hatalı olarak kabulü ile, buna göre; düzenlenen ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme dayanak alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 17.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy