(506 S. K. m. 80, 121) (5510 S. K. m. 93)
Dava: Davacı, prim borçları sebebiyle SSK'dan almakta olduğu yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. A. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe; davacıya ait olan 11005667260907 sicil numarasıyla Kurumda kayıtlı olan işyerinin Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borcundan dolayı davacının yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
506 Sayılı Kanunun 121. maddesinde 24.6.2004 tarih ve 5198 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle yapılan ve 6.7.2004 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikten önce ... bu Kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında haciz ve başkasına devir ve temlik edilemez. hükmü yer almakta iken anılan yasa ile nafaka borçları ibaresinden sonra gelmek üzere ve bu Kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar ibaresi eklenmiş olup, yaşlılık aylığının haczedilip haczedilmeyeceği hususu, bu çerçevede takip tarihindeki yasal düzenlemeye göre belirlenecektir.
Hal böyle olunca da, somut olayda, davacıya Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanmış yaşlılık aylığının, prim borcu sebebiyle davacının şahsi sorumluluğundan bahisle haczedilip, haczedilemeyeceği konusu, 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinin haciz tarihinde yürürlükte bulunan hükmüne göre belirlenmelidir ki, bu yönde; davaya konu haczin dayanağını teşkil eden ilk haciz bildirisinin 17.3.2003 tarihli 16413 varide sayılı olduğu, 2. haciz bildirisinin ise yine aynı takip üzerinden: 3.9.2009 tarihli 11467627 varide sayılı olduğu, bu halde ilk haczin, 5198 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce davalı Kurumun 506 Sayılı Kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken prim alacağı sebebiyle yapıldığı, her ne kadar haciz tarihinde yaşlılık aylığının haczi mümkün değil ise de: 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinde 24.6.2004 tarih ve 5198 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle yapılan ve 6.7.2004 tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklikle artık haczin mümkün hale geldiği hususu, dava tarihiyle birlikte değerlendirildiğinde artık ilk konulan haczin kaldırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki 2. haczin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5510 Sayılı Kanunun 93. maddesinin 1. fıkrasında yer alan: ... Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklarla nafaka borçları dışında haczedilemez. Hükmü uyarınca da davacının yaşlılık aylığının haczinin mümkün bulunması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açılanan sebeplerle bozulmasına, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy