(2926 S. K. m. 2, 5, 6, 9, 36) (1479 S. K. m. 53)
Dava: Davacı vekili, 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin ve ölüm aylığına hak kazanıldığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava; kendi adına ve hesabına bağımsız sürdürülen tarımsal faaliyete ve 2926 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 36. maddesi ile 1479 sayılı Kanunun 53'üncü maddesi gereğince Bakanlar Kurulu kararına göre ürün bedelleri üzerinden gerçekleştirilen prim kesintilerine (tevkifatlara) dayalı olarak, 04.08.2008 günü yaşamını yitiren davacı murisinin 01.01.1999 - 04.08.2008 tarihleri arasında zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve hak sahibi konumundaki davacıya ölüm sigortasından aylık bağlanması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece yürütülen yargılama sonunda, sigortalılık süresi hüküm altına alınıp ölüm aylığı tahsis talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı Kurumca 01.07.2004 günü itibarıyla kayıt ve tescili gerçekleştirilip 04.08.2008 tarihinde, anılan sigortalılığı sonlandırılan, üretip sattığı domates bedeli üzerinden 17.12.1998 tarihinde ilk ve son kez tevkifatı gerçekleştirilen miras bırakanın 08.06.2004 tarihinde Ziraat Odası üyeliğinin başladığı başkaca herhangi bir meslek kuruluşu kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından olan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyetlerde bulunanlar tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldıkları gibi, 6. madde hükmü gereğince; bu kişilerin sigortalılıkları, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte veya diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ermektedir. Bununla birlikte 5'inci maddede açıklanan, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılmayacağı hükmü, 9'uncu maddede yer alan Kurum'un resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmaya ara vermesi nedeniyle zorunlu sigortalılığı sona erdirilen bir kişinin, tarımsal faaliyetine yeniden başlaması üzerine sigortalılığının da devam ettirilmesi gerekmektedir. Kanunun 3'üncü maddesinin (b) bendinde; tarımsal faaliyetin kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya özgü yerlerde kendi adına ve hesabına yapılabileceği belirtilmiş olup, sigortalıların tescil işlemlerinde esas alınması gereken kayıtlar 10'uncu maddede açıklanmıştır.
Zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu kendi adına ve hesabına bağımsız gerçekleştirilen tarımsal faaliyet olgusu olduğundan, anılan faaliyetin bulunmadığı/kesintiye uğradığı sürelere yönelik olarak ilgilinin sigortalılığından söz edilemeyeceği de açıktır.
İnceleme konusu davada mahkemece; teslim edilen ürün bedeli üzerinden yapılan prim kesintisi dikkate alınarak 01.01.1999-31.12.1999 dönemine yönelik sigortalılığın karar altına alınması yerinde ise de, Kurumca zorunlu sigortalılığın kabul edildiği 01.07.2004-04.08.2008 tarihleri arasındaki süreye ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık ve dolayısıyla dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından anılan dönem hakkındaki istemin reddi gerekmektedir. Tevkifat veya teslimatın bulunmadığı 01.01.2000-01.07.2004 dönemi yönünden ise, tüm dosya içeriği ile toplanan kanıtlara göre kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyet olgusunun gerçekleşmediği belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy