(2926 S. K. m. 2, 3, 5, 6, 9, 10) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı vekili, 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığın sona erdiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacının; 2002 yılının Haziran ayında düzenlenen giriş bildirgesi üzerine davalı Kurumca 01.07.2002 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescilinin gerçekleştirildiği, 2006 yılının Ekim ayında Kuruma yönelttiği, anılan sigortalılığın 28.02.2003 günü itibarıyla sonlandırılması yönündeki isteminin reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü'nde adına kayıtlı toplam 30.292 m2 yüzölçümünde on bir adet tarımsal taşınmaz bulunan davacının 20.07.2001 günü başlayan Ziraat Odası üyeliğinin sürdüğü, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Çiftçi Kayıt Sistemi belgeleri ile Ziraat Bankası cevap içeriğine göre, 2002-2009 (dahil) üretim sezonlarında aralıksız olarak her yıl toplam 82.553 m2 yüzölçümündeki yirmi dokuz adet taşınmaz yönünden doğrudan gelir desteği olanağından yararlandığı anlaşılmakta olup; dava, zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığın 28.02.2003 tarihi itibarıyla sona erdirilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyetlerde bulunanlar tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldıkları gibi, 6. madde hükmü gereğince; bu kişilerin sigortalılıkları, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte veya diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ermektedir. Bununla birlikte 5'inci maddede açıklanan, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmü, 9'uncu maddede yer alan Kurum'un resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmaya ara vermesi nedeniyle zorunlu sigortalılığı sona erdirilen bir kişinin, tarımsal faaliyetine yeniden başlaması üzerine sigortalılığının da devam ettirilmesi gerekmektedir. Kanunun 3'üncü maddesinin (b) bendinde; tarımsal faaliyetin, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya özgü yerlerde kendi adına ve hesabına yapılabileceği belirtilmiş olup, sigortalıların tescil işlemlerinde esas alınması gereken kayıtlar 10'uncu maddede açıklanmıştır. Zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu, kendi adına ve hesabına bağımsız gerçekleştirilen tarımsal faaliyet olgusu olduğundan, anılan faaliyetin bulunmadığı/kesintiye uğradığı sürelere yönelik olarak ilgilinin sigortalılığından söz edilemeyeceği de açıktır.
Diğer taraftan; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinin son fıkrasında; yargılama sonunda kurulan hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz yinelenmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiş, 389'uncu maddesinde ise, mahkemece verilen karar ile iki tarafa yüklenen görev ve tanınan hakların kuşku ve duraksamaya yol açmayacak surette oldukça açık yazılması gerektiği yönünde düzenleme yapılmıştır.
İnceleme konusu davada tüm dosya kapsamına göre; 01.07.2002 günü itibarıyla başlayan kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyetin herhangi bir kesintiye uğramaksızın süre geldiği belirgin bulunduğu gibi, yukarıda açıklanan maddi ve somut kanıtlar karşısında, bu delillerin ortaya koyduğu olgulara aykırı tanık anlatımları ile jandarma araştırma tutanağına itibar edilemeyeceği de ortadadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre, taraflar arasında çekişme konusu yapılan 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığın sona erme tarihi açıkça belirtilmeksizin hüküm fıkrasında Davanın kabulüne ibareleri ile yetinilmesi ve böylelikle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yukarıda anılan düzenlemelerine aykırı ve hükmün yerine getirilmesi aşamasında kuşku ve duraksamaya yol açıcı nitelikte karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy