(6183 S. K. m. 51, 58, 102, 106) (5510 S. K. m. 88) (818 S. K. m. 125) (506 S. K. m. 80) (4721 S. K. m. 407)
Dava, ödeme emri iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Y. A. S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
6. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2009/783
KARAR NO: 2010/106
HAKİM: AYŞE YEŞİM AKÇELİK 32138
KATİP: ADİLE ÖZTÜRK 122620
DAVACI: TAHİR ORDU - 9679 Sokak No:74 Limontepe/İZMİR
VEKİLİ: Av. LÜTFİ GÜRALP - Cumhuriyet Blv. N: 109 D: 603 Pasaport Merkez/İZMİR
DAVALI: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
VEKİLİ: Av. ABDULLAH CEM FIRAT - İzmir Sigorta İl Müdürlüğü İZMİR
DAVA: İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 16/11/2009
KARAR TARİHİ: 17/03/2010
Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava - dilekçesinde özetle; davacının müebbet hapse mahkum olmuş bir hükümlü olduğunu, Halen Isparta Ceza evinde bulunduğunu, Tebligat Kanunu ve Medeni Kanun hükümlerine göre bir yıldan fazla hüküm giyen kişiye vasi tayini gerektiğini, Adı geçen ödeme emrinin borçlusuna Tahir Ordu'ya da İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/899 Esas 2009/854 Karar no.lu dosyası ile Derya Ordu'nun vasi olarak tayin edildiğini, Tebligat Kanununa göre bir (1) yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanlara kanuni temsilci atanması gerektiğinden, tebligatın da kanuni temsilciye yapılması ve bu konudaki kurallara uyulması gerektiğini, bu durumda evvel emirde gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebligat nedeni ile iptali gerektiğini, gönderilen ödeme emrine ait olduğu dönemin 97/1 - 99/8 olarak bildirildiğini, Bu döneme ait prim borçlan için 6183 sayılı Kanundaki (5) beş yıllık süresine tabi olup gönderilen ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle de iptali gerektiğini, Zaten sigortalı olan kişinin çok kısa bir süre çalıştığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 Sayılı yasanın 88. maddesi kapsamında kurumun alacaklarının tahsili için 6183 sayılı yasa ile mukim Amme Alacakları Tahsili Hakkında Kanunun 51, 102 ve 106. maddeleri haricindeki hükümlerinin uygulanacağının yasa olunduğunu, 6183 sayılı yasanın 102. maddesinde yer bulan 5 yıllık zamanaşımı süresinin prim alacaklarında kullanılmaması nedeniyle Borçlar Kanunu 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı primlerin tahsilinde kullanılmakta olup; muhtelif aylara ait prim tahakkuklarının da zamanaşımına girmediği ve kurum işleminin süresinde olduğunu, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2005-10848-2978 K sayılı ilamında da 1996/5 ve 1997/7 aylarına ilişkin tasarrufu teşvik prim kesintilerinin tahsili için açılan 2003/2650 sayılı icra dosyasına yapılan 5 yıllık zamanaşımı itirazında da 5198 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile 506 sayılı yasanın 80. maddesine göre kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı yasanın 102. maddesinin de uygulanmayacağının öngörmüş olması nedeniyle kurum prim alacaklarında eskiden olduğu gibi genel hükümler doğrultusunda 10 yıllık zamanaşımının kullanılacağını ve verilen hükmün bozulması gerektiğini içtihat kıldığını, bu itibarla kurum işlemlerinde zamanaşımı yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmayıp 1999 yılında açılmış icra takibinin zamanaşımına uğradığı yönündeki iddialarının reddi gerektiğini, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 58.madde hükmü uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahısın, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili İş Mahkemesinde ödeme emrine itiraz edebildiğini, Bahsi geçen sürenin hak düşürücü süre mahiyetinde olduğundan, süresinde açılmayan davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, Bu itibarla 30/10/2009 tarihinde vasi Derya Ordu'ya yapılan tebligat neticesinde 16/11/2009 günü açılan iş bu davada öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, belirtmiştir.
İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/899 E 2009/854 K sayılı vesayet ilamı incelendiğinde, Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünün 13/03/2009 tarihli ihbarı uyarınca 1 yıldan fazla özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olan hükümlü Tahir Ordu'ya MK 407/2. maddesi gereğince, Derya Ordu'nun vasi olarak atandığı anlaşılmıştır.
Davacının açmış olduğu davaya dava açma yetkisi almadan açmış olması sebebiyle kendisine yetki belgesi almak üzere süre verilmiş, davacı tarafından İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan 10/02/2010 tarihli yetki belgesine dayanılarak davaya devam olunmuştur.
Davalı SGK vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde, 1997 yılının 1.ayı ile 1999 yılının 8.ayları arasındaki döneme ilişkin prim borcu gecikme zammına ilişkin, davacı Tahir Ordu aleyhine 1999/15722 esas numaralı icra takibinin açıldığı; 10/11/1999 tarihinde düzenlenen 243842 varide numaralı ödeme emrinin tebliğe çıkartıldığı, ancak tebliğ edilmeksizin bila tebliğ döndüğü, bundan sonra 1997 yılının 1.ayı ile 1999 yılının 8.ayları arasındaki döneme ilişkin prim borcu gecikme zammı ve icra gecikme zammı olmak üzere toplam 12.015,09 meblağlı 1999/15722 takip numaralı 11/09/2009 tarih 257022 numaralı ödeme emrinin düzenlenerek Tahir Ordu adına tebliğe çıkartıldığı, tebligatın Tahir Ordu'nun vasisi olan Derya Ordu'nun, aynı çatı altında oturan babası Mustafa Ordu'ya 30/10/2009 tarihinde yapıldığı, ancak ödeme emrinin tebliğinden sonraki 7 günlük hak düşürücü süre içinde ödeme emrinin iptali talep edilmediğimi/ şekilde ödeme emri kesinleştikten sonra 06/11/2009 tarihinde bu davanın açıldığı;
Her ne kadar davacı yanca vasinin dava açma izni almadan vasiye tebligat yapılmasının usulsüz olduğu ileri sürülmüş ise de, icra ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligatın geçerli olması için, tebliğ alan vasinin dava açma iznine ihtiyaç olmadığı gibi, esasen bu izne ihtiyaç duyulan ve fakat aciliyeti bulunan durumlarda (davacı vasisinin aynen bu davada yaptığı gibi) hukuki işlemi başlattıktan sonra vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinden husumet izni almasının mümkün olduğu, (davacı vasisinin de iş bu davayı bu şekilde ve fakat hak düşürücü mahiyetteki yasal süresi geçtikten sonra açtığı,) davacının vasisine yapılan tebligatın usulüne uygun tebligat olduğu, yasal süresi içerisinde ödeme emrine itiraz edilmediğinden ödeme emrinin kesinleştiği, anlaşıldığından hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Davacı TAHİR ORDU vasisi DERYA ORDU tarafından davalı SGK aleyhine açılan ödeme emrinin iptaline ilişkin davanın REDDİNE,
1- Davalı yararına yürürlükte bulunan Av ücret tarifesine göre 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
2- 1,55 TL harcın davacıdan Tahsiline,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı yasa yolları açık olmak üzere karar verildi. 17.03.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy