(2926 S. K. m. 2, 3, 5, 6, 9, 10, 36) (1479 S. K. m. 53) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı vekili, 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespitini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Nevşehir ilinin Derinkuyu ilçesine bağlı Doğala köyünde yaşamını sürdürmekte iken 1985 yılının Kasım ayında resen düzenlenen giriş bildirgesi üzerine 01.12.1985 günü itibarıyla 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kaydı gerçekleştirilen davacının 31.12.1987 tarihinden itibaren İstanbul/Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde karayolu ile şehir içi yük taşımacılığı faaliyeti nedeniyle vergi yükümlülüğünün başladığı, 2001 yılının Ağustos ayında kuruma verilen giriş bildirgesi üzerine, süregelen anılan yükümlülüğe dayalı olarak 04.10.2000 gününden itibaren bu kez 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olarak tescil edilen davacının durumunun 2003 yılının Ağustos ayında kurumca değerlendirilerek tarım Bağ-Kur sigortalılığın başlangıç tarihi itibarıyla iptal edildiği, Ziraat Odası üyeliğinin. Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığının, tapu sicilinde adına kayıtlı taşınmazının bulunmadığı, sahip olduğu traktörünü 23.12.1987 günü devrettiği, ilk prim ödemesini 26.08.2001 tarihinde gerçekleştirdiği anlaşılmakta olup; dava, kendi adına ve hesabına bağımsız sürdürülen tarımsal faaliyete dayalı olarak 01.12.1985-04.10.2000 tarihleri arasında zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyetlerde bulunanlar tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldıkları gibi. 6. madde hükmü gereğince; bu kişilerin sigortalılıkları, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte veya diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ermektedir. Bununla birlikte 5'inci maddede açıklanan, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmü, 9'uncu maddede yer alan Kurum'un resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmaya ara vermesi nedeniyle zorunlu sigortalılığı sona erdirilen bir kişinin, tarımsal faaliyetine yeniden başlaması üzerine sigortalılığının da devam ettirilmesi gerekmektedir. Kanunun 3'üncü maddesinin (b) bendinde; tarımsal faaliyetin, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya özgü yerlerde kendi adına ve hesabına yapılabileceği belirtilmiş olup, sigortalıların tescil işlemlerinde esas alınması gereken kayıtlar 10'uncu maddede açıklanmıştır. Zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu, kendi adına ve hesabına bağımsız gerçekleştirilen tarımsal faaliyet olgusu olduğundan, anılan faaliyetin bulunmadığı-kesintiye uğradığı sürelere yönelik olarak ilgilinin sigortalılığından söz edilemeyeceği de açıktır.
Diğer taraftan; 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanunun 36. ve 4956 sayılı Kanunun 27. maddesi ile değişikliği uğrayan 1479 sayılı Kanunun 53'üncü madde hükümlerinde kanun koyucu. Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine olanak tanımıştır. Buna göre; tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü zorunludur. Kurumun sigorta primlerini tahsil etmesine karşın, sigortalıyı kesinti tarihi itibarıyla resen kayıt ve tescil etmemesi, kanunun kendisine yüklediği bu yükümlülüğe açık bir aykırılık oluşturmaktadır ve kanun ile Kuruma verilen resen tescil görevinin yerine getirilmemesinin olumsuz sonuçlarından sigortalının sorumlu tutulması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikteki objektif iyi niyet (dürüstlük) kuralıyla bağdaştırılamaz. Mahkemece yapılan ise, zorunlu olmasına karşın Kurumca tesis edilmeyen tescil ve tespit işlemine ilişkindir.
Bu yasal düzenlemeler ışığı altında inceleme konusu dava irdelendiğinde; mahkemece yürütülen yargılamada toplanan kanıtların hüküm vermeye elverişli olmadığı belirgin bulunmakla, taraflar arasındaki çekişme konusu dönemde gerçekleştirildiği ileri sürülen kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete ilişkin olarak davacının herhangi bir kurum, kuruluş veya kişiler yönünden tevkifatlarının bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı saptandığı takdirde anılan dönem/dönemlerle sınırlı olarak sigortalılık süresi hüküm altına alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy