(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 79, 108)
Dava: Dava, davacının davalıya ait kreş işyerinde 1/1/1998-1/4/1999 ve 1/8/2000-1/8/2002 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın hak düşürücü sürenin gerçekleştiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1 maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 1 7/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. ve 108. maddeler olduğu kabul edilmelidir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Somut olayda, 01.01.1998 - 01.04.1999 dönemi için dava, hizmetin sona erdiği tarihi izleyen yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmesinden sonra açıldığından bu süreye ilişkin istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin mahkeme kararı yerindedir.
Bununla birlikte, 1/8/2000-1/8/2002 tarihleri arasında çalışmanın tespitine ilişkin olarak ise, davanın 16/10/2007 tarihinde açıldığı ve hizmetin sona erdiği 1/8/2002 tarihini izleyen yılın sonundan (31/12/2002) tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde davanın ikame edildiği anlaşıldığından hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy