(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 6, 79, Geç. m. 20)
Dava ve Karar: Davacı, davalı işverene ait işyerinde 22.08.1989 tarihinden itibaren kesintisiz çalışmasına karşın, 1991/2 döneminde 60 gün, 1992/2-3 dönemlerinde 240 gün, 1995/2-3 dönemlerinde 27 gün eksik bildirildiğini belirterek, eksik bildirilen hizmetlerinin tespitini istemiştir.
Mahkemece ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere davacının sair temyiz ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre itirazlarının reddi gerekir.
2- 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Anılan Yasa'nın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişen davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, davacının, muhtelif tarihli işe giriş bildirgeleri ile Diyarbakır'ın muhtelif ilçelerinde telefon şebekesi tesis şantiyelerinde çalıştığı, davaya konu olan 1991/2 dönem 60 gün ve 1995/2 dönem 104 gün, 1995/3. dönem 106 gün çalışmalarının hizmet cetvelinde gözüktüğü, kayıtlarda gözükmeyen 1992/2 ve 1992/3 dönem hizmetlerinin ise dosya içerisinde mevcut prim tahakkuk cetveline göre, 1992/2. döneminde 120 gün ve 3. döneminde 120 günlük sürenin 13830412 sigorta sicil nosu ile bildirildiği, davacının sigorta sicil numarasının ise 15830413 sicil no olduğu anlaşılmakla; tespitinde hukuki yarar bulunmayan 1991/2, 1995/2-3 dönemler yönünden davanın reddi yerinde ise de, hatalı sicille bildirilen hizmetin davacıya aidiyeti yönünde yöntemince araştırma yapılması, bu dönemde işyerinde çalışan şef, ustabaşı ve yakın çalışma arkadaşları dinlenip gerekirse 13830412 sigorta sicil nolu A.T.'in davaya dahil edilerek beyanlarının alınması ve deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy