(5510 S. K. m. 4, 79, Geç. m. 7)
Dava: Dava, 01.01.1972-22.03.1999 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Karar: Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar ve davalılardan Kurum Avukatı ile SS. İstanbul (...) ve Paz. Koop. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tetkik Hakim tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı 01.01.1972-22.03.1999 tarihleri arasında sebze halindeki dükkanda çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece, davacının şahıslara ait işyerinde değil, kooperatife ait işyerinde talep ettiği tarihleri arasında çalıştığı tespit edilerek, karar verilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa'nın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 Sayılı Kanun'un geçici 20.maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler. Düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanun'ların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 Sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı hizmet akdi ile çalıştığını iddia ederek dava açmış olup, öncelikle, hizmet akdinin taraflarından olan işverenin belirlenmesi gerekir.
506 Sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile, sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler İşveren olarak tanımlanmıştır. Çalıştıran olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen işvereni ifade etmektedir. Somut olayda, davacının çalışmasının niteliğine ilişkin olarak yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu dosyada, Kurumda kaydı bulunan SS. (...) Satış Koop. Ünvanlı iki ayrı işyerinin aynı adreste faaliyet gösterdikleri, 1972/1. Dönemden itibaren 1999/1. Döneme kadar SS. (...) Satış Koop.'den 1976/1. Dönemden 1999/1. Döneme kadar SS. (...) Satış Koop. işyerinden dönem bordrolarının geldiği, Belediye Başkanlığınca, 265 kapı numarasında kayıtlı işyerinin 16.03.1989 tarihinde SS. (...) Satış Koop. adına tahsisli olduğu; bu kooperatifin, 1990 yılında unvan değiştirerek SS. (...) Satış Koop. olarak faaliyetine devam ettiği belirtilmiştir. Davalı şahıslara ait işyerinin ise, aynı yerde 264 kapı numarası ile faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır. Bu durumda, öncelikle, davacıdan hangi işveren yanında çalıştığı sorulmalı, o işverene ilişkin delillerini ibraz etmesi istenmeli, dönem bordrolarında adı geçen tanıkların beyanlarına başvurulmalı, davacının, varsa, elinde bulunan, işyerinden verilen belgeler celp edilmeli, hangi işveren kooperatif yanında çalıştığı belirlendikten sonra, davalı dışındaki işyerinde çalışmış ise, davanın doğru işverene yöneltilmesi sağlanmalı, davalı Kooperatifin temyiz dilekçesinde belirttiği alacak dosyasının mahkemesi ve esas numarası sorularak, celp edilip, incelenmeli, iş bu davanın tarafları ve konusu ile bağlantısı bulunduğu kanaatine varılırsa, bekletici mesele yapılması hususu değerlendirilmeli, bordro tanıkları yanında işyerinin bulunduğu halin, varsa yöneticilerinin, bekçisinin, benzer işi yapan veya komşu işyeri sahip ve çalışanlarının tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulmalı, çalışma usulünün ve şeklinin sürekli mi, kesintili mi, olduğu sorulmalı; işyeri kapasitesi araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2011 gününde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy