(506 S. K. m. 26) (4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 53)
Dava: Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin 506 Sayılı Kanunun 26 nci maddesi uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: İş kazası, davalı A. A.'nın yapımını üstlendiği bina inşaatında, kalıp ustası olarak çalışan Y. D.'in, 4.4.2007 tarihinde binanın altıncı katında kalıp bağlama işi yaparken dengesini kaybederek düşmesi sonucu vefat etmesi şeklinde meydana gelmiştir. Hükme esas alınan kusur raporunda, işveren A. A. %50, taşeron T. D. %10, kazalı Y. D. %40 kusurlu bulunmuştur. İş Müfettişi ise, işveren A. A.'nın %60, kazalı Y. D.'in %40 kusurlu olduğunu belirlemiştir.
Davalı işveren hakkında açılan ceza davasında, sanık sıfatıyla ifadesi alınan A. A., T. D.yle taşeronluk sözleşmesi yaptığını, işgüvenliği önlemlerini T. D.'nin alması gerektiğini belirtmiş, T. D. ise, sanık A.'nın dayısının oğlu olduğunu, taşeronluk sözleşmesi imzalamış ise de, olaylara hiç karışmadığını, inşaata gidip geldiğini, ancak taşeron olmadığını beyan etmiş, dosyaya taşeronluk sözleşmesi sunulmuş, mahkemece alınan iki kusur raporunda da T. D.'ye kusur verilmeksizin, müteahhit A. A.'ya kusur verilmiş olup, A. A.'nın mahkumiyetine dair verilen kararın kesinleşmediği, henüz Yargıtay aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.
İş Müfettiş raporu ve ceza dosyasında alınan kusur raporları ile, iş bu dosyada hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki mevcut olup, anılan çelişki giderilmeksizin karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. 506 Sayılı Kanunun 26 nci maddesi kapsamında kusur durumu saptanırken, iş sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 Sayılı Kanunun 77 nci maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. Diğer taraftan, B.K.nun 53 üncü maddesi hükmü uyarınca, hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporuyla bağlı değilse de, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Kamu düzeni düşüncesiyle oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde işkazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş sebebiyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına sebep olmuş hareketinin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.
Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davaya konu iş kazasında; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve işgüvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yeniden yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, dava dışı T. D.'nin taşeron olup olmadığı ve kusur durumunun yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, çelişkiden uzak rapor alınması gereği üzerinde durulmaksızın, kusur aidiyeti konusunda eksik ve yetersiz incelemeye dayalı kusur raporu esas alınmak suretiyle sonuca varılması, kabule göre de, Kurum zararı belirlenirken ilk peşin değerli gelirin esas alınması gerekirken, artışların da nazara alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy