(506 S. K. m. 26, 92) (5510 S. K. m. 54)
Dava: Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler sebebiyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesi olup, davalının Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurlarının varlığı halinde mümkündür.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarıyla sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi'nin, 21.03.2007 gün ve 26649 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 Sayılı kararı ile 26 ncı maddedeki ... sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere... bölümünün Anayasaya aykırılık sebebiyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüştür. Buna göre, tazminat davasında alınan raporun, rücu davası yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı gibi, tazminat davası da kesinleşmiş değildir. Ayrıca, tazminat davasında alınan kusur raporu ile İş Müfettişi tarafından düzenlenen rapordaki kusur oran ve aidiyetleri birbiriyle çelişmektedir. Mahkemece, davaya konu sigorta olayının meydana geldiği iş kolunda uzman oldukları belirlenen işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman kişilerden kusur raporu alınarak, yapılacak değerlendirmeyle hüküm kurulması gerekir.
Diğer taraftan, kazalı, iş müfettişine verdiği beyanda, kendisine, 2005 yılından itibaren aylık bağlandığını belirtmiş olup; Mahkemece, bu husus araştırılarak, aylık bağlanmış olması durumunda, davaya konu gelirlerde 506 Sayılı Kanunun 92 nci maddesi (5510 Sayılı Kanunun 54 üncü maddesi) gereği azalma olup-olmadığı Kurum'dan sorulmalıdır.
Mahkemenin, yukarda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 01.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy