(5510 S. K. m. 96, 97)
Dava: Dava, yersiz ödenen aylıkların yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Somut olayda, davacı Kurumdan 3201 Sayılı Kanun gereği borçlanma yaparak yaşlılık aylığı alan davalının, yurt dışında çalışmaya devam ettiği ve işsizlik sigortasından yararlandığı gerekçesi ile, aylıkların iptali ve ödenmesi için gönderilen yazı üzerine 01.02.1990-18.01.2006 tarihleri arasında fuzulen ödenen aylıklar talep edilmiş. Mahkemece, bilirkişi raporunda, davalının sosyal yardım parasının kesildiği 28.02.2006 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığının bağlanabileceğinin belirtildiği ifade edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de; Mahkemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dosyanın tetkikinden, davacının sigortalılık başlangıcının 01.10.1959 olup, Türkiye'de askerlik borçlanması dahil 3901 gün sigortalı hizmetinin bulunduğu, 02.09.1989 tarihinde kesin dönüş yaptığını belirterek yurtdışında geçen 01.01.1984-31.12.1988 tarihleri arasındaki hizmetini borçlandığı, 31.01.1990 tarihli talebine istinaden 01.02.1990 itibarıyla yaşlılık aylığı bağlandığı. Alman sigorta mercii tarafından 14.06.1971-28.02.2006 süresinde çalıştığının ve sosyal yardım aldığının tespit edilmesi üzerine aylığın bağlanış tarihi itibarıyla iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davalının mirasçıları tarafından dosyaya ibraz edilen ve kesinleştiği anlaşılan Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2007/430 Esas; 2008/570 Karar sayılı ilamıyla; davalının açtığı, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığının yeniden bağlanması istemli davada, davalının yaşlılık aylığının Türkiye'deki sigortalı çalışması ve askerlik borçlanması nazara alınarak 01.06.2000 itibarıyla yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın bağlanması gerektiğinin tespitine. 28.02.2006 tarihinden itibaren yurtdışında çalıştığına dair bir tespit olmadığından 01.06.2000 tarihi itibarıyla bağlanması gereken aylığın 01.03.2006 tarihinden itibaren 3201 borçlanmasının da dahil edilerek ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Konuya dair olarak yasal mevzuatın incelenmesinde; 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden.
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
Konuya dair 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında. 506 Sayılı Kanunun Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Kanun içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle 506 Sayılı Kanunda yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
5510 Sayılı Kanunun 96 ncı maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna dair özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 Sayılı Kanunun 97. ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümü gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak istirdadı mümkün olan miktarın belirlenmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve araştırmayla yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece yapılması gereken iş, kesinleşen Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2007/430 Esas; 2008/570 Karar sayılı dosyası da celbedilmek suretiyle istirdadı mümkün olan miktarı belirlemekten ibarettir.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalılara iadesine, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy